Kardeşlik

Sevgili Alperenler, Yarenler, Gönüldaşlar, Gönül Dostları!

İlişkilerimizin gönülden gönüle, kalpten kalbe, samimi, sağlam olabilmesi için, kardeşçe yaşayabilmek için mayamızın, aslımızın bozulmaması için, aslımızı, asaletimizi korumamız için, kalpten kalbe akışın devamı, gönülden gönüle yolların tıkanmaması için, sizlerle Sevgili Peygamberimizin bir hadisi şerifini paylaşmak istiyorum. Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Zandan sakınınız! Çünkü zan sözlerin en yalan olanıdır. Başkalarının konuşmalarını dinlemeyin, ayıplarını araştırmayın, birbirinize karşı öğünüp böbürlenmeyin, birbirinizi kıskanmayın, kin tutmayın, yüz çevirmeyin! Ey Allah'ın kulları kardeş olun! Müslüman Müslüman'ın kardeşidir. Ona haksızlık yapmaz, onu yardımsız bırakmaz, küçük görmez. (Göğsüne işaret ederek) Takva buradadır. Üç defa kişiye Müslüman kardeşini hor görmesi kötülük olarak yeter. Müslüman'ın diğer Müslüman'a kanı malı namusu haramdır. Şüphesiz ki Allah sizin bedenlerinize, görünüşünüze, mallarınıza bakmaz. Kalplerinize, amellerinize bakar."

Bir diğer rivayete: "Birbirinize haset etmeyin, buğz etmeyin. Başkalarının ayıplarını araştırmayın, konuştuklarını dinlemeye, anlamaya çalışmayın, müşteri kızıştırmayın. Kardeş olun Ey Allah'ın kulları!"

Başka bir rivayette: "Birbirinizle alakayı kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, dargın durmayın, kin tutmayın. Ey Allah'ın kulları kardeş olun!" [Riyazü's-Salihîn, Terceme ve Şerh, C. VI, s.567, 1574]

Hadisimizde bahsedilen kalbi kirleten,  birliğimizle beraberliğimize, kardeşliğimize mani olan, kardeşlikle bağdaşmayan, uzak durulması gereken, kalbe sokulmaması elzem, bu olumsuz duygu ve düşünceler üzerinde biraz duralım, düşünelim. Zan tahmine dayalı bilgisiz belgesiz karar vermek, birbirimiz hakkında konuşmak. Bundan uzak durmamız isteniyor. Zan iki kısımdır, su-i zan, hüsn-ü zan. Su-i zan: Kötü düşünmek demektir. Bu günahtır. Ayette zannın bazısı günahtır buyrulmuştur. Hüsn-ü zan olumlu, müsbet düşünme demektir. Hadiste hüsn-ü zan imandandır buyrulmuştur. Mehmed Feyzi Efendi 'Müsbet düşünelim, müsbet konuşalım, müsbet hareket edelim.'  diyerek olumlu düşünmenin, konuşmanın, hareketin önemini ortaya koymuştur. Tecessüs, ayıplarımızı kusurlarımızı açığa çıkarmaya çalışmak da doğru değildir. Birileri konuşurken eksiğini, noksanını anlamaya çalışmak, kulak kabartmak da bize yakışmaz. Haset, bir başka yasak. Başkasında olan mal, mülk, para, zenginlik vs. olmamasını istemek, yok olmasını istemek, hep benim olsun demek,  kıskanmak, başkasının olmasını istememek. Malı, nimeti veren Allah. Her şey onun. Biz emanetçiyiz. Bakın Nisa Suresi 54. ayette: "Yoksa onlar Allah'ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara hased mi ediyorlar!?" Hased  edene de edilene de zarar verir. Edenin kalbi rahatsızdır, başkasının malını dert edinmiştir. İçten içe kendini yer, bitirir. Amellerine, sevaplarına zarar verir. Odunun ateşi yakması gibi. Edilene ise bu istememezlik duygusu dozu artınca bu yoğun dozda hased ettiğine bakınca zarar verir. Yani nazar değer. Felak Suresinde: "Hased ettiğinde hasedçinin şerrinden Allah'a sığınırım." buyrulmuştur. Hasetçinin kötülüğü edilene ulaşır, zarar verir. Birbirimizle benlik yarışı yapmak menfaat yarışına girmek sadece kendimizi düşünmek de yasaklanmıştır. Nefsimize de uymamalıyız. Kardeşimiz için istediğimizi kendimiz içinde istemeliyiz. Menfaate dayalı ilişki kurmak... Bu ilişki ancak menfaat kadar olur. Bu, insan haysiyet ve şerefiyle bağdaşmaz. Menfaatin bitince sırtını dönmek. İlişkilerimiz menfaate dayalı olursa darılmalar, kırılmalar olabilir. Dolayısıyla menfaatimizi ön plana çıkarmamalıyız. Bir anlık nefsimize uyduysak üç günü geçmeden, kine nefrete dönüşmeden hatamızı anlamalı, özür dileyip barışmalıyız. Birbirinize sırt çevirmeyin, dargın durmayın,  buğz etmeyin. Buğz, kin demek, içten içe kızmak, yapılan yanlış hareket ve davranışa karşı tepki göstermek, uzak durmak. Buğz şahsi işlerimizde tavsiye edilmemiş Allah'ın istemediği, Kur'an ve Sünnette tasvip edilmeyen bir yanlış, bir münker, bir kötülük varsa buna müdahele tavsiye edilmiştir. Bu da önce elle, dille, sonra kalben buğz ederek kötülüğe tavır şeklinde olur. Bu yanlışı yapana buğz hatasın anlasın Rabbinin yoluna dönsün diye biraz ilişkileri kesmek ve uzak durmak şeklinde olur. Bu davranış da imanın en zayıf noktası olarak belirtilmiştir. Kızmamız da sevmemiz de Allah için olsun vesselam.

Bütün bu yanlış davranışlardan uzak durabilmemiz için kalbe işaret etmişler ve bu manevi hastalıkların reçetesini takva olarak açıklamışlardır. Takva kısaca Allah korkusu, Allah'tan korkan kimseye zarar vermez. 'Kork Allah'tan korkmayandan." Yani Allah'tan korkmayan her şeyi yapar. Peygamberimiz de "Korkmayan kalpten Allaha sığınırım." buyurarak 'Kalbinde Allah korkusu olmayan kimse herşeyi yapabilir'e dikkat çekmiştir. "Küp neyle doluysa dışarıya onu sızdırır. Kalb neyle doluysa ağızdan o dökülür." sözlerinin gerçeğinden hareketle kalbimizi Allah'la Resulullahla, bunların sevgisiyle doldurup hareket etmek ilişkilerimizi en güzel seviyeye getirir.

Rabbim bizlere, Allah'tan korkan, kuldan utanan kullarından olmayı nasip etsin!

Rabbim bizden önce iman etmiş kadın ve erkeklerimizi bağışlasın, inananlar olarak kalbimizde birbirimize karşı kin bırakmasın!

Kardeşçe yaşamak dileklerimle Allah'a emanet olunuz.

Bu vesileyle cümle gönüldaşlarıma hayırlı Ramazanlar diliyorum.
 

Kastamonu / Eylül 2007

 

Paylaş...

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to Twitter

27 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Instagram

Üye Girişi

Fotoğraf Albümü

  • Kategori: Anma Haftası 2017
  • Kategori: Anma Haftası 2016
  • Kategori: Anma Haftası 2015
  • Kategori: Anma Haftası 2014

          gulhan_37