19 Ekim 2012: "Esmâ'nın Meyveleri"

EN’AM SURESİ 151-165

ESMÂNIN MEYVELERİ

  • İstemek bizim görevimiz. Kul dediğin varlık nedir ki? Kul dediğin muhtaç bir varlık. Anamızın karnındayken de muhtacız. Belimiz şimdi dikeldi ama de yine muhtacız. Biz aciz kullarız. Her dem O’na muhtacız.
  • Kalbimiz bizim aslımız. Kalbimizi evirmek çevirmek elimizde mi? Kalbine bir huzursuzluk geldiği zaman bunu kaldırabilmek senin elinde mi? Damarlarında akan kan senin elinde mi? Vücuduna aldığın gıdaları hazmetmek senin elinde mi? Onları yerli yerine yerleştiren sen misin yoksa Allah mı? Damarlarından kan akmasa boğazından soluk çıkıp girmese ne yaparsın? Biz aciz idik, aciziz, bunu bilelim. Allah’ın ihsanı ve ikramı ile ayaktayız, düşünmekteyiz, gülmekteyiz. Velhasıl hep Allah’tan. Allah’ın acısından değil, tatlısından istiyoruz. Hastalıktan istemiyoruz, sıhhat ve afiyetten istiyoruz.
  • Biz edepli olacağız. Her şey Allah’tandır diye, “bana ne verirsen ver” deme. Bana “hayır ver” diyeceksin. “Sıhhat, afiyet ver, ilim-irfan ver” diyeceksin. Bana ölüm ver, mikrop ver, hastalık ver demeyeceksin.
  • Allah, iyiliğe de kötülüğe de izin verebilir. Ama asla kötülüğü emretmez. وَإِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً قَالُوا وَجَدْنَا عَلَيْهَا آبَاءَنَا وَاللَّهُ أَمَرَنَا بِهَا قُلْ إِنَّ اللَّهَ لَا يَأْمُرُ بِالْفَحْشَاءِ (Araf/28) Allah, çirkin şeyleri emretmez. İzin verir, müsaade eder. Ama razı değildir. İzin vermese şeytan şeytanlık yapamaz. Kötülük diye bir şey kendini gösteremez. Allah seni serbest bırakıyor. Bu yol iyidir, buradan gidersen razı olurum; şu yol şeytanların izlediği yoldur, oradan gitmeni istemem ve gidersen seni cezalandırırım, diyor. Yüce Allah ağaların deyimi ile “demokrasi” uyguluyor.
  • Biz hep O’na muhtacız. O’nun müsaadesi olmadan “hû” diyemezsin. Nefes veremezsin, nefes alamazsın. O, her nefes lütuf, kerem yönü ile seninle. O sana senden daha yakın. “Sen” derken İblis’i de kastediyorum. “Sen” derken şeytanı da kastediyorum. Hepiniz besleksiniz, hepiniz O’na muhtaçsınız. Amma eğri amma doğru, sana yol veren O’dur. İster arşın ötesine sıçramış ol, ister cehennemim dibine yuvarlanmış ol. Hepsi Allah’ın müsaadesi ile vardır. Hepsinin bir yeri vardır. Hepsine o yeri veren O’dur. Aman akıllı ol, peygamberin ardınca yürüyenlerin yolundan yürü. Onların yolunu, bu kitap bir bir anlatır. Bu kitap beyan edicidir, bir ismi de “el-beyan”dır. Bu anlamda peygamberler  de beyan edicidirler.
  • Biz acizleriz, görüntümüze bakmayın. Bir sinek kanadını bile ortaya koyamayız.
  • Zamanınızı değerlendirin. Ölçün, biçin. İnsanlık nereye gelmiş. Bu dünya yaratılalı ne kadar zaman geçmiş. Yaklaşık 7000 sene. Bu süre içerisinde Allah tamamen kökünü sildiği toplumlardan söz ediyor. İnsanoğlu bu süre içerisinde gaflet etmeseydi, birbiri ile uğraşmasa, kardeşçe geçinselerdi çok daha ilerilerde olurlardı. Yer ve gök, bunların hepsi bir araya gelse Arş-ı Âzam’a nispeten çölün üzerine atılmış bir yüzüğe benzer. İşte bu kadar “hiç” içinde yaşıyoruz. Bütün kavgalar bir “hiç” için. Allah’ın verdiği şu kısacık ömrü kavga ile gürültü ile geçiriyorsun. Bunun sebebi, isyan ve tuğyandır. Gözünü uzaya değil, birbirinin namusuna, cebine dikme derdindedir. Allah, dalavere edenlere yol gösterir mi? Zalimlere yol gösterir mi? Yediğinde, içtiğinde hayır yok, bozmadığın bir şey kalmamış.
  • İnsanoğlu gönül gözünü kapatmış öküz misali kafasındaki göze güvenerek “gördüm”, “görüyorsun”, “görürsün” diye fiil çekiyor. Mü’minleri tehdit edip duruyorlar. A kör, sen ne göreceksin ki “görürsün” diyorsun? Görseydin benim arkamda ilahi gücün olduğunu bilir, kaçardın.
  • Aciziz, acizliğimizi bilelim, düşünelim, taşınalım. Kur’an, din, diyanet bunu telkin ediyor. Kullarım hepiniz açsınız, doyurulmayı isteyin sizi doyurayım, diyor Yüce Allah.
  • Dünyada Yüce Allah’ın adını anmadan, O’nun verdiği nimetleri yiyenlerin yiyip içtikleri domuz gibi olur. Bedenini mahveden şeylere dönüşür. Onların içtikleri zehir, kan. Yedikleri en kötü şeylerdir. Haram yolun meyveleri de, suyu da, havası da haramdır. Onlar günbegün korkunç hallere dönüşürler. Onların korkunç halleri perdeler kalkınca ortaya çıkacak. لِيَحْمِلُوا أَوْزَارَهُمْ كَامِلَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ (Nahl/25) Onlar, o günahları sırtlarına yüklenecekler.
  • Küfür insanın aklını yele verir, insanı dengesiz yollara çeker. Bir adamın fıtrî aklı dengedeyken kâfir olması mümkün değildir. Küfür insanın mayasını bozan bir zehir türüdür. Küfrün yeri de, imanın yeri de kalptir. İkisinden birini seçersin. İmanı seçersen, gülzar olur. Eğer ona küfrü sokacak olursan, berbat olur, yanar.
  • İnsanı izzet makamından alıp zillet makamına düşürdün mü korkunçtan daha korkunç olur. Bir kere tefessüh etti mi onun kadar murdar yaratık olmaz. إِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ (Tevbe/28) Müşrikler, pisliktir. Şarap, kumar, putlar pisliktir. إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْأَنْصَابُ وَالْأَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ (Maide/90) Pislik içinde yaşayanlar, içi pislik olanlar bu güruhtur. Şarap, kumar içinde ömrünü geçiren.
  • Allah’ın vermediği hak, hak değildir, haksızlıktır. Allah’tan gayrıya baş eğilmez. Peygamber bütün bunları temizledi. Şunu da söyledi. Allah’tan gayrıya secde etmek caiz olsaydı, kadınların kocasına secde etmesini emrederdim.
  • İblis hiçbir şeyini zayi etmez. Hiçbir şeyini israf etmez. Zırnık şerrini bile boşa harcamaz. Sana harcattırır. Ama kendisi harcamaz.
  • Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o onlardandır. مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ (Ebu Davud, Libas 4, Ahmed b. Hanbel,Müsned 2/50)
  • Zemzemi normal su ile karıştırmak istersen o karışmaz. Yüzüne çıkar hemen. Rahmetli büyüğüm, “zemzemde de zeytinyağı hassesi vardır” derdi.
  • Gidiş gelişler olabilir. İnsan müşrik mahallesine girmekle müşrik olmaz. Ama “burası ne güzelmiş” deyip memnun olursan, sen de gidersin gümbürtüye.
  • Aciziz. İman da bahtiyarlık da tüm güzellikler Allah’ın ihsanı, vermesi iledir. Rızası iledir. Müminler Allah’ın rızası için yaşarlar. O yüzden birbirimize hep “Allah razı olsun” deriz. Kâfirler de hep “kahrolsun” derler, lanet okurlar. Gavur lanetlidir. Onlara yaklaşana da lanet bulaşır. Yakın olursan senin kafana, gönlüne de iner.
  • Kâfir dediğin zümre, içini, dışını da çevreyi de karıştırdı. Her şeyin fıtrî yapısını bozarlar.

  • Allah’ın esmasının semeresidir o elma mesela. Bunları düşünmen, düşünce bazında şükürdür. Kitap okur gibi o meyveyi okuyacaksın. Ondan ders alacaksın. Kafan ondan ders alacak. Miden de vitaminini alacak. Hayran olacaksın. “Taş toprak yenmez. Ama sen bunları taşın toprağın içinden çıkardın, sana hayranım, sana kurbanım” diyeceksin. İşte bu düşünce bazında şükür. Bitti mi? Hayır. Aldığın gıdayı Allah’a kullukta benzin gibi, mazot gibi, elektrik gibi harcayacaksın. Ki esas olan şükür bu türlüdür, eyleme dökmektir. Özleşebilmek için bütün boyutlarınla kullukta bulunmalısın. Şakir Bey, “şükür be!” diyen adamın adıdır. Şakir Bey, şükrü içine almış, damarları hücreleri onunla dolmuş kimsedir. Allah bizleri de şâkirîn zümresinden eylesin.
  • قُلْ تَعالَوْا de ey Muhammed! تَعالَوْا Gelin ey gavurlar, koca kafalı gavurlar! Ne kadar negatif şey varsa “gavur” kelimesinin içindedir. Onun temizlenecek bir yanı yoktur. Onun bir değeri olsaydı cehennemde ne işi olurdu? İyilik onun vadisinden geçmez. Dünyevî yönden bazı faydaları olabilir. Fayda ayrı şey, hayır ayrı şeydir. Allah içki ile ilgili olarak “onda biraz fayda vardır” diyor. Biz faydacı zihniyetten değiliz. Hayır, hem dünyana hem ahiretine etki eden, faydası olan şeydir. Gavurların dünyevî açıdan fayda sağlamaları bize manevi açıdan etki etmez. Ancak ilay-ı kelimetullah için canı da, malı da helaldir. Ama bu, kelle koltukta kazançtır. Bunlar can mukabilinde olan işlerdir. Cana can, dişe diş, ele el, parmağa parmak… Öcünü alırsın. Allah’ın adı ile tabi ki yapacaksın. Şahsi öfkenle değil. O ancak cihad ortamında olağanüstü bir oluşum ile hâsıl olur. Başka zaman olmaz. Cihad, ayrı bir ortama giriştir. O normal bir statünün dışındaki olağanüstü durumdur.
  • قُلْ تَعالَوْا أَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ (En’am 151) Helale haram, harama helal demek adamı küfre sokar. قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ اللَّهِ (Araf/32) diyerek, Allah Kur’an’ında hep tehdit etmiştir.

  • “Sen benim içime bak” sözünün ilmi bir özelliği yoktur. Sen eğer içki içtiysen, o içki oraya gidiyor. İçilen şeylerin kalbe uğradığını bilmiyor musunuz? O damarlar ancak 40 günde o şeyin etkisinden kurtuluyor.
  • Gelin size okuyayım, demek irşat türüdür. Peygamberin irşat türlerinden en önemlisi O’nun okumasıdır. اقْرَأْ, يَتْلُونَ…
  • أَلاَّ تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئاً O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Birinci madde bu. Ama onların defterleri, evleri, mabetleri putlarla dolu. Bir insan küfür yönünü tercih etti mi, onda ne akıl kalır ne mantık. Buna “fesad” diyoruz. Tefessüh eder, bozulur yapısı.
  • 2- Ana babaya iyilik. وَبِالْوالِدَيْنِ إِحْساناً 3- Fakirlikten dolayı çocuklarınızı öldürmeyin. وَلا تَقْتُلُوا أَوْلادَكُمْ مِنْ إِمْلاقٍ O mev’ûdelere “konuş” diyecek Allah. Ve o gidip anasının yakasına yapışacak. Öldürmenin türlü yolları vardır dedik. Çocukları küfür inancı ile yetiştirirseniz, o da kültürel yönden ölmüştür. Bu da yoksulluktan dolayıdır. Manevi yoksulluktur insanın yoldan sapmasına sebep olan. Cahillik, insanın başının belasıdır. Her türlü şeyi bekle cahilden. Fizik yönüyle öldürsen onun cennetten nasibi var. Ama kültürel yönden öldürdü isen…
  • Mesele, “ben çocuğumu öldürür müyüm” demek kadar kolay değil. Çocuğumuza hangi kapıyı açıyoruz? Ona namaz kılarak, oruç tutarak örnek oluyor musun?
  •  
  • Önce ana babaya iyilik dedi, arkasından ana babanın çok kötü konumunu dile getiriyor Allah. Evlatlara, “aman ana babanızı gül gibi tutun” diyor. Bir taraftan da bak sana evlat verdim, bunları yokluktan ötürü öldürme diyor.
  • نَحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَإِيَّاهُمْ Sizi de, onları da biz rızıklandırıyoruz.
  • وَلا تَقْرَبُوا الْفَواحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْها وَما بَطَنَ Fuhşiyâta, çirkin eylemlere yaklaşmayın. Çirkin görülen şeylere “fevâhiş” denir. Allah’ın ve Resulünün hoşlanmadığı, çirkin bulduğu her şey. Açık olsun, gizli olsun.
  • وَلا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ Cana kıymayın. Can taşıyan bir varlık başta insan olmak üzere, karınca da olsa canına kıymayın. Allah’ın sevgili kulları tüm yaşamını ihramlı yaşamaya çalışır. Namaz ehli, tüm yaşamını miraç sırrı ile yaşarlar. “Nefs” diyor, insan demiyor. Nefsin adı, candır. Haksız yere cana kıymayın.Hak yol; kısas, cihat ve irtidattır. Bu üç yerde cana kıyılabilir, tabi şartlar altında. 
  • ذلِكُمْ وَصَّاكُمْ بِهِ Allah’ın “وَصَّا” demesi, emretme anlamındadır. Allah bir şeyi tavsiye ettiyse, o emirdir. وَصَّاكُمْ بِهِ ” “ أَمركُم بِهِ ” demektir. Onun emir olduğu yukarıdaki emir ve nehiylerden belli. لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ Umulur ki aklınızı kullanırsınız.

 

رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا

 

Mehmet UZUN-Dilek UZUN

Paylaş...

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to Twitter

87 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Instagram

Üye Girişi

Fotoğraf Albümü

  • Kategori: Anma Haftası 2017
  • Kategori: Anma Haftası 2016
  • Kategori: Anma Haftası 2015
  • Kategori: Anma Haftası 2014

          gulhan_37