5 Ekim 2012:"Ürünlerin Korunması"

En'am Suresi (138-144. ayetler)
  • Dünya bir afet yurdudur. Afet içinde daima felaket vardır. Bu hal içinde insanların sayhaları, “imdat” diye bağırışları vardır. Kaçış vardır, istikrar yoktur. Kıtal vardır. “Dünyada huzur yoktur” buyurdu Peygamber. Dünya “huzur evi” değildir. Kabirleri yakın olan(kabre yakın olan) insanların kaldığı yerlere “huzur evi” demişler. Dünyanın huzuru böyleyse! Nedir o huzur? Hasret, kimsesizlik, ağlamak. Ama Allah’ın huzur diyarı “daru’l-emn ve’l-iman” öyle midir? İşte, gerçek huzur diyarı orasıdır. Biz, yalanı ile oyalanıyoruz. O yalan bu yalan, haydi biraz da sen oyalan. Bu âlem bir meşguliyet âlemidir. O ondan meşgul, o ondan meşgul.
  • Bu kan revan olan dünyanın içinde her şeyden daha çok Allah’ın kitabına ihtiyacımız var. Bu bizim kurtuluş gemimiz, necat kapımız. Nuh peygamberi, gemisini tarihte kalmış sanıyoruz. On asır sabretmiş o nebi. Son uyarısını yapmış:
  • Bu gemiye binmekten başka çareniz yok. Bugün bu gemiye binenler hariç herkes helak olup gidecek.
  • İnanmadılar. Oğlu da bunların arasında idi. Helak olup gittiler. Ama o iman gemisi, necat gemisi, Nuh’un gemisi Allah’ın izni ile tufanlara karşı koydu. İlahi lütuf onu sarınca yerlerin ve göklerin gücü ona zarar veremedi. Bizim Nuh’umuz; Muhammed (as). Gemimiz, Kur’anımız. Şimdiki girdaplar o zamanki gibi değil. Şimdiki girdaplar kamufle olmuş durumda. Ahir zaman fitneleri hep örtülüdür.
  • Bugün uzayda vericiler var. Ne veriyor sana? Uzaydaki vericiler insanoğluna saadet vermek için mi kuruldu? Yoksa insanlara füzeler fırlatmak için mi? Kafalarını yarmak için mi? (O vericiler sayesinde) Oturduğun yerden dansöz izlemek saadet mi? Sana bunlar mı saadet veriyor? Eğer bunlar sana saadet veriyorsa senin yapın bozulmuş da ondan. İnsan formunda kalsa idin, bunlar sana pis kokular neşredecekti. Ateşli ve dumanlı olarak gözükecekti. Ama algı gücün değişmiş.
  • Cehennemi intaç eden tüm şeylerin, insanı helak eden şeyler olduğunu unutmayın. Allah’ın, Peygamberin kötü gördüğü şeylerin hepsi insanı helak eden şeylerdir. Ama unutmayın ki dünya setredilmiştir.
  • İnsanın evi eğer mabed konumuna geçirilirse, içinde ilim irfan tahsil edilir, haram yenmezse, o cennet bahçelerinden bir bahçedir. İçinde haramlar yeniyor, haksızlıklar yapılıyor, üzerinde beynamazlar hoplayıp zıplıyorsa yemin ediyorum ki o ev, azap mahallerinden bir yerdir.
  • Bizim bulunduğumuz âlem bir gaflet âlemidir. Kesinlik ifade etmeyen alemdir. Alemin iyiliği veya kötülüğü, senin buradaki yaşamının kazançlı olup olmaması senin sonunla belirlenecek. Sen eğer Yüce Allah’ın aziz kitabına yapıştınsa, insanlarla diyaloğunu ona göre yürüttün, Allah ve Rasulü’nün rızası doğrultusunda hakka yürüdün ise, sonunda Allah seni nebilerinin sırasına koyar.
  • Yaşamdan maksadımız, Allah’a kulluğumuzu yürütmektir.
  • Buraya gelirken, ben yüce Allah’ın kitabından emir almaya geldim, öğrenmeye geldim ve yaşama geçirmeye geldim diye bir niyetin yoksa gelişin malayani olur. Burada, bu mekanda emir alıyorsunuz Allah’tan. O’nun buyruklarını size okuyuveriyorum, anlatıveriyorum. Bu anlamda bir alış olmazsa, gelişin hiçbir anlamı yoktur.
  • Biz Akif’in haykırışlarına ayak mı uydurduk yoksa o “canavar” dediklerinin kulu kölesi mi olduk? Söz tutmuyoruz. Allah uyarıcılar gönderiyor. Kulaklarımıza, gözlerimize, kalplerimize sokarcasına. فَمَاذَا بَعْدَ الْحَقِّ إِلَّا الضَّلَالُ (Yunus/32) Allah’ın kitabından söyleyen adam eğri söylemez, söyleyemez. Yüce Allah kendi kitabı ile eğlenenleri çarpar. Ve bu bizim kültürümüze “Kur’an çarpsın” diye girmiştir.
  • Biz acaba bunca yıldır Allah’ın aziz kitabının buyruğu doğrultusunda mı gidiyoruz? Yoksa!... Bu Kur’an bizi el üstünde mi tutuyor yoksa bizi çarpıyor mu? Sen onu aziz biliyor musun? “Sen” derken, toplumu kastediyorum.
  • Biz her hafta böyle bir meclise gelerek nasiplenmeye çalışıyoruz. Kurtuluş gemisinin kapısı nerededir onu öğreniyoruz. Bu gemi tahtadan bir gemi değil. Yere batası “Titanic” gibi, demirden falan değil. Bu gemi, gönül gemisidir. Bu gönlün hissettiği bir gemidir. Bu gemi, Allah’ın zikridir, fikridir, Kur’anıdır.
  • Sen kapını kapar, bir de arkasından kilitlersen, yerleri gökleri sarmış olan hava senin evine girer mi? Pencere kabilinden olan kulaklarını kapatırsan, gözlerini, burnunu kapatırsan bir de arkanı çevirip burnunun doğrultusunda gidersen sana ilahi ses hiçbir fayda sağlamaz.
  • Hava ile temasını kapatırsan yaşayabilir misin? Senin manevi havan Allah’ın kitabıdır, bu vahiydir. Peygamber de nerede ise can çekişiyordu, öyle bir hale geldi ki çıldırır gibi oldu, kimsenin yanında huzur bulamadı. Aç mıydı, açık mıydı? Hayır, her şeyi vardı. İnsanlar onu çok seviyordu. Kardeşine emanet etmez adam, ona ederdi. Ama bir de O’na sor. O rahatsızdı. Nihayet dağların tepelerine doğru çıktı. Ama yine de rahatsızdı. Biz de böyleyiz. Ne çoluğumuzda ne çocuğumuzda mutluluk kaldı. Tepemize payır payır felaketler yağıyor. İnsan şeytanları bu işi yürütüyor. Sınırlarımızı aşan bir şeytan krallığı, şeytan saltanatı ve bunun içinde kitap ehli dediğimiz katiller var. Bunları görmemek körlük değil de nedir? Görüyorsan niye firar etmiyorsun? Kurtuluş gemisine niçin binmiyorsun? Her taraf fitnelerle bezendi. Her taraf günah.
  • Allah’ın kitabı size nasıl anlatıyorsa öyle görün. Allah’ın kitabına doğru kaçın. Böyle yaşar, bu gösterdiği şeylere uyarak nefes alırsan bu nefes mucize bir nefestir. Çünkü Kur’an bir mucizedir, insana sağladığı şeyler de bir mucizedir. Arının bal yapması gibi Kur’an’ın verdikleri hep şifadır.
  • قَدْ خَسِرَ الَّذِينَ قَتَلُوا أَوْلَادَهُمْ سَفَهًا بِغَيْرِ عِلْمٍ وَحَرَّمُوا مَا رَزَقَهُمُ اللَّهُ افْتِرَاءً عَلَى اللَّهِ قَدْ ضَلُّوا وَمَا كَانُوا مُهْتَدِينَ
  • Yemin olsun ki evlatlarını öldürenler zarar etmişlerdir. Evlat insanın manevi ticaretinde yer alan bir tür metadır. Senin kazancını sağlayan sermayedir. Eğer onu öldürürsen kendi kendini budamış olursun. Elini ayağını kesmiş olursun. سَفَهًا بِغَيْرِ عِلْمٍ Bilgisizce çocuklarını katledenler. Başka ayetlerde de fakirlik korkusu ile çocukları katletmeyin buyrulur. وَلَا تَقْتُلُوا أَوْلَادَكُمْ مِنْ إِمْلَاقٍ نَحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَإِيَّاهُمْ(En’am/151)
  • * وَلَا تَقْتُلُوا أَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ إِمْلَاقٍ نَحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَإِيَّاكُمْ إِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْئًا كَبِيرًا (İsra/31) İnsan etli butlu çocuğu öldürmez tabi ki ama bunu başka başka nedenlerle yaparsın. Sefeh, aklı ele, yele vermek. Onun bunun ağzı ile konuşmak. Beyni vardır ama onu başkasına kaptırmıştır. İlim insana çocuklarınızı katledin demez. Ama nefis, film, başka şey söyler.
  • Kalbin ile sen ele alındığın zaman, -bedeni, kılıfı bir yana koyalım.- Senin bedenin çürüdü diye sen insanlığını kaybeder misin? Sizin gerçek insanlık yönünüz etiniz, budunuz değil. Siz insan yaratıldınız. Ruhen seni ele alırsak -insan ruh ve bedenin bütünüdür- insan bu dünyada bu ikisinin birleşmesi ile imtihan görür. Evlat, ciğerparedir, ciğerimizin bir parçasıdır. أَوْلَادُنَا أَكْبَادُنَا Onu öldürürsen kendini, geleceğini öldürmüş olursun. Bu kan yönü ile olan bir bağdır. Peki can yönü ile senin evladın nedir? Candan can ürer. Allah’ın vahyi ile zikir yapan erler harıl harıl üretimde bulunurlar. Onlar melek cinsinden varlıklar üretir. Onlar, onun evladı gibidir. Onları öldürmeyin. Bir kelime-i küfür söylersin, masivaya meylediverir, bir anlık kalbin eğrilmesi, o yaptığın güzel şeyleri öldürür. “…رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا
  • (Al-i İmran/8) Kalbimin ayağını kaydırma, kalp gözümü masivaya meylettirme, çünkü bunlar ürettiklerimi harap eder. Senin elinde çünkü onların canları. İnsanların çoğu bunları bilmezler. Kalbin de çoluğu çocuğu mesabesinde ürettiği hayırlar vardır.
  • لا تُبْطِلُوا أَعْمالَكُمْ= لَا تَقْتُلُوا أَوْلَادَكُمْ demektir. İşlerinizi batıla çıkartmayın. Yanlış bir şey söyleyerek bir çuval inciri berbat etme. İyilikleriniz, güzellikleriniz devamlı olsun. Devam üzere hayır yapınız. Kopuk olmayın. Araya bir şeyler sokmayın. Bulandırmayın işi. Kalbinizi bulandırırsanız onun elinden çıkanlar da bulanık çıkar. Tüm ameller kalbin durumu ile ilgilidir. Ne yapıp edip her şeyden evvel kalbin duruşunu ayarlamalısın. Amelden önce kalbinize bakın. Kalbi selim olarak yapılan bir katre amel, o sadakate erişemeyenlerin dünya dolusu yaptıkları amele bedeldir. Katıksız bir kalple bir ah desen tüm günahlar yok olur. Acı acı Allah’ın adını anarsa bir adam ve bunu da birinin üstüne kürelerse onun soyu sopu gider. Âh almayın. Âh edin. Allah için âh edin. Ve sadece O’nunla olasınız, O’nunla dolasınız. 3.yü 5. yi araya sokmayın.
  • Kahırla üfleme olayı vardır, lütufla üfleme olayı vardır. Lütuf letafet getirir.
  • Bir şey katıksız ise onun biri de bini de birdir. Katıklı ise de biri de birdir, bini de. (Etkisizlik açısından.)
  • Gözünüzle tefekkür ediyorsanız, hayır üretiyorsanız, Allah’ın bakın dediğin şeylere bakıp hayran oluyorsanız o sizin gözünüzle ürettiğiniz bir hayırdır.
  • Öldürmeyin evlatlarınızı, canlarınıza kıymayın. Amelleriniz sizin canlarınızdır, canınıza can katar. O sizin ruhunuzun manevi asaletidir. Yazdığın kitap, yetiştirdiğin bir talebe. Onun amelleri süreklidir. Ecrun gayru memnun sırrına erişmiştir. Gayru memnun, gayru maktuu’ demektir.
  • İnsanın işlediği hayırlar evlatları gibidir. Semeredir. Yaptığınız amelleri yanlış bir iş yaparak iptal etmeyin. Bu iptal katil anlamına gelir. Bu dünyada doğruyu bulacaksın ama bu mevsimlik olmayacak, son nefesine kadar taşıyacaksın. Son nefesimle de bitirme ya rabbi, sonra da devam ettir diyerek dua edeceksin. Bak peygamberin soyuna. Onlar bereketli nesildir. Kazanç ehlidirler.
  • وَحَرَّمُوا مَا رَزَقَهُمُ اللَّهُ   Helalleri harammış gibi ilgisiz bırakarak. Allah’ın bize rızık olarak verdiği şeyleri bir tarafa ittik, haramlar bizi suvarmaya başladı. Allah’ın bize helal ettiği şeyleri artık o kadar benimsemiyoruz. Adam “selamun aleyküm” demeye sıkılıyor. Allah bizi selam ile rızıklandırdığı halde sen gidiyorsun başka türlü kelam ediyorsun.
  • Allah’ın kelamı herkesedir. Çobana da bir, devletin çobanına da bir. İnsansan Allah’ın kitabına kulak verirsin. İnsanların başı, peygamberân-ı izamdır. Peygamberlerin dizgini de Allah’ın elindedir. O dizgin Kuran’dır. İlahi dizide yer alabilmek için dizgininiz Kur’an olsun. Bu aziz kitap elimizde iken şimdiden sımsıkı tutanalım ki bahtiyarlık yönünde artılarımız çoğalsın. Allah’ın rahmeti sonsuzdur. Onun için hiç mazeret olmadan daima o yolda yürüyeceğiz.
  • Uyumayın Allah’ın kulları, sizi uyutuyorlar. Hırsızlar çok. İçimizi, kesemizi, vatanımızı kurcalayan hainler çok. Uyursanız ne ırz kalır ne namus. Uyanık kalın Allah’ın kulları. Sizi uyutmaz Allah’ın kitabı. Kuran ehlinin gözü uyur ama kalbi uyumaz. Kalbiniz, Kuran olsun. Kuran’ın kalbi de “yasin suresi”dir. Bu Kuran, insanın kalbidir ve bu Kuran kalbinize gelmiştir. Peygamberin kalbine indi bu Kuran, siz de onu kalbinize alacaksınız. Kuran girdi mi bir kalbe artık o ölümsüzdür.
  • Allah’ın rızıklarını bırakıp da haramlara dalmayın. Allah’ın helal kıldıklarını haram kılmayın. Yahudiler bunu yaptı. Allah da onlara verdiği helalleri daralttı da daralttı. Allah ile oyun oynanmaz. Ağzına doğru laflar al. Yoksa onunla doluverirsin. Allah “öyle olsun” derse gümbürtüye gittin, yandın bittin.
  • قَدْ ضَلُّوا وَما كانُوا مُهْتَدِينَ Onlar sapmışlardır. Ve onlar hidayete de asla erişemezler. Allah onların şerlerinden bizleri muhafaza eylesin.

رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا

Mehmet UZUN-Dilek UZUN

 

Paylaş...

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to Twitter

92 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Instagram

Üye Girişi

Fotoğraf Albümü

  • Kategori: Anma Haftası 2017
  • Kategori: Anma Haftası 2016
  • Kategori: Anma Haftası 2015
  • Kategori: Anma Haftası 2014

          gulhan_37