24 Şubat 2012: "Hakk'ın Hizmetkâları"

HAKK’IN HİZMETKÂRLARI [MAİDE SURESİ 109- 115]

Allah’ın aziz kulları! Allah izzetinizi daim eylesin. Şerefinizi kaim eylesin. Din-i mübinine cümlemizi hâdim eylesin.             Hâdimlik insanların çok hoşlanmadığı bir meslek. Hanginiz hizmetkârlıktan hoşlanır ki? “Hanginiz” derken, nefsinizi kastediyoruz. Bizim nefis yanımız dünya, ruh yanımız ukbâdır. Biz hem dünyalığız, hem ukbalığız. Ama bu böyle kalmaz. İki taraf birbirini alt edeceğim diye çatışma halindedir. Cihaddayız. Bu âlem daru’l-cihaddır. Burada cihad edersin, orada sulh-u sükûnu sağlarsın. Eğer burada cihad edemezsen “ıskartalar” gurubuna ayrılırsın. İnsan müsveddeleri, cihada katılmayanlardır. Onlar, morukların yerinde oturup kaldığı gibi oturup kalanlardır. Biz bu âleme oturmaya değil, koşmaya geldik. Coşmaya, coşturmaya geldik. “ قُمِ ” kıyam et Allah’ın kulu! Şimdiden kıyam edersen kıyamette rahat edersin. Şimdiden Allah Teala’nın emrine âmâde ol. Buraya sen hizmet etmeye geldin.

Okuduğumuz yer, Yüce Allah’ın gönüllü hizmetkârlarından İsa Nebi’nin hikâyesi ile ilgilidir. İsa Nebi Allah Teala’yı o kadar çok severdi ki, -babası yoktu biliyorsunuz- Yüce Allah’a “Baba” deyiverdi. Allah ona ses çıkarmadı. Bu, atalığı onda bulduğu içindir. Bu, çok sevenlerde de olur. Sanki onu söylemekle hamd-u sena yapmış olur. “Allah Baba” sözcüğü de buradan gelmektedir. O özel bir peygamberdi. Peygamberlerin içinde de özelliği olan bir peygamberdi. Yüce Allah ona “İsa Ruhullah” dedi. Bu Kur’an, İsa’nın “Ruhullah” olduğunu söyler. O’nun ruhunun Allah’a izafe edilmesinin anlamı, bir beşer tarafından karışım görmemesi sebebiyledir. “ فَنَفَخْنَا فِيهَا مِن رُّوحِنَا ” (Enbiya/ 91) İşte İsa Nebi o kutsal nefhin mukaddes ruhudur.

Yüce Allah’ın aşk ve şevk ile dininin hizmetkârı İsa Nebi. O, böylesine Yüce Allah’a yakınlık hisseden bir zat, bir rasul. Onun yanına varan kesinlikle beşerin ötesinde bir varlıkla tanıştığını bilirdi. O zaman Zekeriyya, Yahya Peygamber vardı. Tabiri caizse İsa Nebi’nin başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. Onu normal bir beşer statüsüne almakta zorluk çekiyorsunuz. İsa Nebi’nin dinine, peygamberliğine aklınla iman edemezsin. Tamamen ruhunla inanacaksın. Çünkü ruh, ruhu çeker. O, ruhları mıknatıs gibi çeker. Onu görenler dengesizleşirlerdi. Ancak onun duası onları yerli yerine oturturdu. Büyük bir fitne idi, büyük bir imtihandı. Baktığın zaman, zaman-mekân kaydı siliniyor dünyanda, aklına sahip olamıyorsun. İşte onun seçkin olan en yakın ashabından bir kesit sundu Yüce Allah. Hâdimlik ve İsa Nebi.

Hayru’l-makirin ile aşık atılmaz. Hayru’l-makirin hilelerin en âlâsını bilen demektir. Senin aklın kaç para eder ki, O’nun risalet sahibi adamına tuzak kuracaksın? İsa Nebi’yi ispiyonlayan adamı yakaladı Romalı askerler ona benzediği için. Böylece Allah onu çiviletti onlara. İsa nebiyi tutamadılar, uçtu gitti. Devlet kuşu böyledir. Allah nimetini gönderir ama bir süresi vardır.

إِنَّ الصَّلاَةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَّوْقُوتًا (Nisa/103) Sana namaz için bir süre tayin etti. Her namaz İsa gibi insanın canına işler. Ruhullahtır her namaz. Ruh mu arıyorsun? Al sana namaz. O, insanın ruhunun ruhudur. “Hayyel alas salah…” Namaz geldi, müjdeler size! Nerede o müjdeyi alacak kulaklar ve ona doğru uçacak ulaklar? Dünyada ezan ile para arasında, makam arasında, oğul kız, eşin dostun arasında kalır da ezanı duyduğunda ona doğru koşar arkaya doğru bakmazsan ölümün de böyle olur. Çünkü ölürken Allah sana o güzelim âlemin kapılarını açar. O zevkin, sefanın içinde o kişi öldüğünü bilmez. Sen, arkasından bedenini görürsün. Zaten o bedene ihtiyacı yok ki? Cennetin kılığı, kıyafeti ayrı. Her namaz vaktini bir ruh bilin. Allah size ruh gönderdi. Ruhlaşmanız lazım. Ruhunuzu daha da güçlendirmeniz lazım. Ruh üzerine ruh; nur üzerine nur gibidir. Allah’tan gelen ruh, münevverdir. Bu Kur’an’ın bir adı da “ruh”tur. Her namaz vakti insana yeni bir can gelir. Can bağışlar ve gider. O canlar bütünleşmeli. “Gelin canlar bir olalım.” Gavur kulaklı, bu kutsi sözü “çan çalalım, çam devirelim” diye anlamış. Muhammed Fatih Han, ormanlardan bir dal kesenin başını keserim, diyor.

Her an hatim okunur bu âlemde. Her nefeste hatim yapılır. Bu Kur’an’da ineklerden, karıncalardan, kuşlardan, yağmurlardan vs. söz eden kısım vardır. İşte o bahsedilenler o ayetleri okurlar. Dağlar, bulutlar, rüzgârlar kendilerinden bahsedilen ayetleri okur. İnsan ise Allah’ın tüm ayetlerinden haberdardır. Erleşmiş adamdan söz ediyoruz. İblise ruh satanlardan değil. İblis ruhsatı, ruh satınca verir. Ona satarsan ruhunu o karartır, çiğner. Ruhunu satana Yüce Allah gazab eder. A rezil mahlûk! Seni ben o aziz ruhla aziz eyledim, sen gittin onu İblise verdin, der.

Her vakit namaz, insanın huzura girmesi için bir ruhsattır. Huzura çıkmak için bir vizedir. Namaz sayesinde seni huzura götürürler. Seni Allah’ın huzuruna koyarlar. Namaz müminin miracıdır, demedi mi Peygamber-i Zişan?

Hizmete inelim yine. Namaz kılmak, Yüce Hakk’a hizmet kapısıdır. Oruç tutmak, Beytullah’ı hac etmek, bir fakire sadaka vermek hizmet kapısıdır. Velhasıl varlıklara rahmet vermek, hizmet kapısıdır. Ya da zahmet verirsin Allah’ın yaratıklarına. Kimse seni sevmez. Tutmadınsa orucunu, kılmadınsa namazını; toprak, hava lanetler seni. Eğer sen Allah’a yan çizersen varlıklar ayaklanır. Senin yerinde durup duruyor dediğin duvar, binayı ayakta tutuyor. Din-i Mübin’in eri olmak, hâdimi olmaktır. Müslüman olmak, hizmette “ben de varım” demek, hizmet kemerini kuşanmaktır. “Eşhedu enne Muhammeden abdühü ve rasülüh.” Muhammed(as), Allah’ın kulu ve elçisidir. Kul kim? Padişahın huzurunda elpençe duranlardır. Müminlerin huzurdaki duruşları da budur. Huzura kalkış, Yüce Hakk’ı dinlemek içindir. Namazdaki birinci farz, kıyam. وَقُومُواْ لِلّهِ قَانِتِينَ (Bakara/238) Eğer karşında Allah’ın olduğunu bilirsen, sen Allah’ın huzurundasın. Bil ki; O senin karşında. Namaz bir kıyam hadisesi, huzurda diyalogdur. Namaz ile niyaz edersin Hakk’a. Onu översin. Sevgini, o övgü dizileri ile ifade edersin.    الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِين  (Fatiha/1) Yüzümün karasına bakmadı, beni huzura aldı dersin. Yüce Allah söze karışır. “Hamideni abdî” Meleklerine işareten, “Gördünüz mü? Kulum beni hamdetti”[1] der. Gördünüz mü, diyalog böyle olur. Allahsız, kitapsız adamın diyalogu olur mu? Diyalog, namazdır. Namazsızların diyalogu olmaz. Namaz, Hak Teala ile mükâlemedir. Siz Allah ile diyalog edersiniz de, O sizi boş gönderir mi?

Kul namaza niyet edip kıyam etti mi, görevli meleğe Yüce Allah emir buyurur: “Bizim tarafta olan bütün engelleri kaldırın” diye. Geriye kul tarafındaki engeller kalır. Kaprisleri kalır. Ucub, riya… İnsan eğer bu perdelerden arınamamış ise, namazda Allah ile arasında büyük perdeler oluşturur. Bu sıfatlar yalıtkandır. Bu sıfatlar insanın ruhu ile diğer duyuları arasında Çin Seddi gibi set oluşturur. Kibir, riya, ucub, kendini beğenmişlik bütün bu kötü sıfatlar, ruh tarafından gelen feyzin, bedene yansımasına engel olur. Çelikten kaleler gibidir onlar.   مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ (Rahman/19) Yüce Allah’ın salıverdiği derya, o kulu es geçer.    بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَّا يَبْغِيَانِ  (Rahman/20) Onun sahiline çarpar, geri döner. İnsanın özünde de denizler vardır. Allah ile kul arasında tecelli denizleri vardır. Kul zırnık yaratamaz, sadece sebep olur. Dalalet istiyorum, der. Diliyle istemesi gerekmez. İçinden yönelmesi yeterlidir.

وَلاَ تَرْكَنُواْ إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُواْ فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ (Hud/113) Ateşe yaklaşmayacaksın. Ateşte büyü özelliği vardır. Şeytanlar ve cinler, onun üstünde cirit atar. Sen suyu nasıl seversen, onlar da ateşi severler. Cehennem ateşi, çelicidir. Ve bu âleme çeşitli boyalarla gelmiştir. İçkinin içine girmiştir o ateş. Zinanın içine girmiştir o ateş. Harama dokundun mu, ateşe girdin demektir. Bu âlem böylesine çelişkili bir âlem. Bu âlem çok aldatıcıdır. Aldanmayın Allah’ın kulları! Kur’an gözlüğü ile vahiy sözlüğü ile bu âlemi çözümleyemezseniz, yandınız gittiniz. Ancak bu Aziz Kitaba yönelir onun himayesinde yol alırsan müstesna. Kur’an ile hayatını dizayn eden kaç tane insan var? “Bugün ne kadar ayet yaşadım?” diyeniniz oluyor mu? Yok, böyle hesaplar.

Biz, Allah’ın kitabının çerçevesindeyiz, dört duvar arasına girmeyiz. Âlemlerin Rabbinin denetiminde ve gözetimindeyiz. Benim hizmet ettiğim aziz kitap önümdedir. Biz gizli iş çevirmiyoruz. Açığız. İsa Nebi bile yaranamadı bu dünyaya. Hiç kaşlarını çatmadı. Hiç vurmadı, azarlamadı. Ama O’na bile yâr olmadı bu dünya. O’nu bile beğenmedi. O’na bile ihanet etti. Biz kim olduk ki, bizim yüzümüze gülsün.

Bu hizmet terazisinin iki kefesi var. Yaratılmış mahlûklar ya Allah tarafında olurlar, “bismillah” derler. Bu dünyada iki tip insan vardır. Ehli dünya bu meseleyi kıllaştırır. Ehli ukbanın işi kolaydır. Yüce Allah iki gruptan söz eder. Bir gurubun yüceldiğini söyler.            “ فَرِيقٌ فِي الْجَنَّةِ ” (Şura/7) Çok büyük bir fırka vardır, cenneti âlâdadır. Cennet, yedi kat semanın üstünde, arş-ı âlânın altındadır. Bu sema geçicidir. Bir merdiven bu, yedi basamak. Merdivenden inenler cehenneme inerler. Çıkanlar cennete varırlar. “ وَفَرِيقٌ فِي السَّعِير ” (Şura/7) Büyük bir fırka da cehennemdedir. Bu beşerin sonu nedir? Al sana rapor:             فَرِيقٌ فِي الْجَنَّةِ وَفَرِيقٌ فِي السَّعِيرِ Rahmetli hocam, piyasaya alet olmazdı. O âsumanî idi. “Ben sağ, sol tanımam. Ben Kur’an’dan iki fırka öğrendim. Birisi tahtani, birisi fevkânîdir” derdi. Sen, sağcıyım demekle amel defterini sağından alacağını bilemezsin. Siyasetçilerin lafına alet olmayın. Siyaset, her gün uydurulan bir yalandır demişler. “es-siyasetü kizbün muhteriatun” Onlar oy almak için neler neler uydururlar. Yalan söylemek helal mi size? Sen, başka bir Tanrının kulu musun? Allah’ın Kitabında yoktur böyle bir siyaset. Yüce Allah insanların uydurduğu şeyler, kendi indirdiğine ters düştü mü hiç affetmez. Bu da bir şirk türüdür. Nice adamlar putun önünde eğilmez, Yüce Allah’ın sisteminin dışında bir sistem oluşturur. Ona uymak zorundasın, der. Allah’ın düşmanına düşmanlık eden, Allah’ın dostudur. Düşmanımın düşmanı benim dostumdur. Allah’ın düşmanı şeytandır, kâfirlerdir. Bunların düşmanı da iman edenlerdir. Öyleyse onları düşman bilenler Allah tarafında olanlardır.

Ben şeytana inanmıyorum demek, küfürdür. Bu Kur’an’ın içinde yüzlerce kez “Şeytan, İblis” ismi geçer. Zaten Allah’ı kabul edip de şeytanı kabul etmemek mümkün müdür? Allah’a ilk karşı çıkan varlık, İblis’tir. Allah’ın izin vermesi ile oldu bu tabi. Sistemi böyle kurmuş Allah. Bir tarafa iyiyi koymuş, bir tarafa kötüyü koymuş, araya da insanı koymuş. Sen karar verip bu iki yoldan birine gidiyorsun. İnsanın kamerası olur da âlemlerin sahibinin kamerası olmaz mı? Her şey O’nun kamerası. Nitekim kıyamet gününde şahitlik edecekler.

Biz müminler, Yüce Allah’ın dininin hizmetkârlarıyız. Onun, bu âleme gönderdiği kitapları var. Bizim için son kitap, son Peygamber var. Bizim için ne İsa var, ne Musa. Yüce Allah geçmişten örnek veriyor. Artık biz Muhammed(as)’ın sünnetinin, Yüce Allah’ın da ayetlerinin hizmetkârıyız. خَيركُم مَنْ تَعَلَّمَ القُرْآنَ وَعلَّمهُ[2] “Sizin en üstününüz Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.” Öyleyse öğreteceğiz. Öğretmek için geliyoruz bir araya. Önce öğrenirsin, sonra da öğretirsin. İçimiz yazılmaya hazır bir defter, bir CD gibi. Sen kayıt yapacaksın. Bütün öğrendiklerin oraya kaydediliyor. Öğrenmek yükselmektir, yücelmektir. Her ilimde bir paye, derece alırsın. “ وَلِكُلٍّ دَرَجَاتٌ مِّمَّا عَمِلُواْ ” (En’am/ 132)  وَفَوْقَ كُلِّ ذِي عِلْمٍ عَلِيمٌ (Yusuf/76) “ وَالَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍ  ” (Mücadele/11) Hudutsuz dereceler, âlimlerindir. Öğrenen ve yapan âlimlerin. İlim, uygulamak içindir, amel içindir. Ameli olmayan ilim, şeytan ilmidir. Çünkü o bilir ve yapmaz. Namazı unutturur. Allah’ı unuttun mu, şeytanlara kapı açtın demektir. “Ya Allah Bismillah” deyip, namaza durduğun zaman hepsi terk eder gider. Çünkü sen nur aldın. Onlar kaçar. Kul namaza durduğu zaman şeytan kaçar. Hatta peygamber “yellene yellene kaçar” der. İblis ezanı duyasıya dörtnala kaçar. Şeytanı ne kadar kızdırırsanız, Rabbinizi o kadar memnun edersiniz. Rabbinin emrini tutmazsan şeytanı memnun edersin. Yüce Allah irade vermiş. Şunu iyi bil ki; o şeytanın yapacağı bir şey yoktur. O seni azdırmasını dünyada bilir de, ahirette yapacağı yoktur. Allah’ın salih kulları kışkırtmazlar, öfkelendirmezler, öfkelendirici işler yapmazlar. Onun için, alet olmayın. Hayra alet olursanız sevap kazanırsınız, şerre alet olursanız günah kazanırsınız. “es-sebebu ke’l-fail” Bir şeye sebep olan onu yapmış gibidir. Morali bozuk insanların moralini düzeltmek, nasıl mümkünse, onu yapacaksın. Allah ile kulun arasını yapmak hâdimlerin işidir.

Allah’ın dininin hizmetkârlarının birinci yapacağı, ıslah-u mabeyndir. وَأَصْلِحُواْ ذَاتَ بِيْنِكُمْ (Enfal/1) Islahların en güzeli, Allah ile kendi arasıdır. Allah durup dururken arayı açmaz. O pozitif bakar. “ مَّا أَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّه وَمَا أَصَابَكَ مِن سَيِّئَةٍ فَمِن نَّفْسِكَِ  ” (Nisa/79) Ama bir hayır geldiyse onu benden bil. İşte bu Allah’a bakış doğrultusudur. Yamuk bakış, düzgün görüş sağlamaz. Allah’ın dediği, doğrudur. Burada ne bahsettiyse doğru görüş budur. Aksi takdirde yanlış biliyorsun. Allah tüm eğrilerden bizi muhafaza buyursun. İnsan Allah’ın dinine hizmet etmezse bilsin ki, şeytanın kucağında yer alır. Birçok insan satanist olduğunu bilmez. Biz ancak, iki sınıf tanırız dedik: Allah yolunda olanlar, şeytan yolunda olanlar. Böyle bakarsan iş kolay anlaşılır. Bütün çöpler şeytanın, bütün temizler Allah’ındır. Yüce Rabbinin tarafında değilsen, ikinci taraf şeytanın tarafı. Üçüncü bir grup yok. Allah’a iman etmeyen kâfirdir. Başka bir şık var mı? Doğrultmak için belini, Allah ve Rasulünü doğrulayacaksın. Bütün kâfirlerin ruku, secde yapmamakla belleri kazıklaşır, manevi yönden. Mahşer günü kıyam ettiğimiz zaman, Yüce Allah celal ile tecelli eder, “secde edin” der. Müminler alışık, hemen secde ederler. Ama gavurlar kazık gibi kala kalırlar. Orada olacak olan şeyler, burada kazanılıyor. Mahşerin pazarı yok. Buradan götürdüğün, mizanın başına getirilecek. “ يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُّحْضَرًا (Al-i İmran/30)Yüce Allah’ımız hazır edecek. Amellerimiz mizanda tartılacak. Mahşer haktır ve gerçektir. Biz buna da iman ediyoruz. Mahşer, ölülerin diriltildiği ve toplandığı alandır. Atamız Âdem’den son insana varıncaya kadar bütün insanlar mahşer alanında toplanacak.  وَالْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ فَمَن ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ (Araf/8)

(Karia/6–9) فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ. فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ. وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ. فَأُمُّهُ هَاوِيَة.ٌ

Onun anası cehennemdir. Cehennemde dertleşmek de yoktur. Morallerini düzeltme diye bir şey yok. Dur yok, dinlenme yok. Azap üzerine azaptır. Her an kötü bir manzara ile karşılaşacaklar. Cenneti âlâda ise, sarılmalar, kucaklaşmalar… Hasbihaller, cennet ahalisi içindir.

Güvercinlerin zikir koşuları var. Her sabah askerlerin talim ettiği gibi. Onları izliyorum; müminler camiye girerken onlar da zikir talimi yapıyorlar.

Biz ne isek, o olmalıyız. Onun bunun parçalarını bünyemize takarsak, ne idüğü belirsiz bir varlık oluruz. Bir Almana benziyoruz, bir Amerikalıya. Biz neyiz? Kendimizi kaybetmişiz. Yüce Allah, seni Türk olarak yaratmış. Türk olmalısın beden yönü ile. Din yönü ile de Müslüman olmalısın. Irk olarak atalarını taklit et. Allah bizi orijinal olarak bu âleme nasıl gönderdiyse öyle olalım. Onun bunun saldırısına kendimizi kapıp koyuvermeyelim. Korumamız gereken şeylerden birisi de dilimizdir. Uçmak, “cennet” demektir Türkçe’de. Dedem Korkut Türk milletinin hızırıdır. Öğüt vermiş Korkut Ata. Bunları öğrenmeniz, okumanız lazım. Divan-u Lügatü’t-Türk’ü okumalısın. Fiziki yapını muhafaza altına alırsan, din de sende oturur. Bu din, suya benzer. Eğer bardağın, onun bunun tarafından yamultulduysa, din de ona dönüşür. Ne kadar orijinal olursan o kadar iyi olur. Öz yapını ne kadar bozdun ise bu dini de bozarsın. Arabın entarisini niye giyiyorsun? Ataların başörtüleri, seccadeleri işlerken, her şeklin bir anlamı varmış. Yüce Allah bir alamet vermiş, biz bu alametleri bozmuşuz. Böyle insanların yücelmesi mümkün değildir. Toplumlar orijinal yapıları ile ön plana çıkarlar. Bu işin uzmanları da buna değer verirler. Bizim 30 sene önce yazılan okul kitaplarımızı şimdi yetişenler anlayamıyor. İşte bunlar emperyalizmdir. Bunlar da önemlidir. Alt yapıdır. Millet, dinin alt yapısıdır. Sağlam bir millet, sağlam bir dini ayakta tutar. Gölgesinden korkan tipler var şimdi. Adam her duyduğu şeyden korkuyor.

Rabbim düşmanlarımıza bizi peşkeş çekmesin. Bizler hakkında kötü düşünenlerin düşüncelerini boşa çevirsin.


[1] Tirmizi, Tefsiru’l –Kur’an 1

[2] (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 21. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Salât 349; Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 15; İbni Mâce, Mukaddime 16)

Paylaş...

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to Twitter

86 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Instagram

Üye Girişi

Fotoğraf Albümü

  • Kategori: Anma Haftası 2017
  • Kategori: Anma Haftası 2016
  • Kategori: Anma Haftası 2015
  • Kategori: Anma Haftası 2014

          gulhan_37