13 Ocak 2012: "Kalpleri Yücelten Güzel Sözcükler"

MAİDE SURESİ 57–66

KALPLERİ YÜCELTEN GÜZEL SÖZCÜKLER

Değerli müminler!

Allah Teala Hz.’den, dinlemiş olduğunuz, tarafımızdan okunan kutlu ayetler hürmetine hepimizin imanını arş-ı rahmanın ötesine, sidrenin ötesine geçirmesini diliyorum. Allah Teala kabul buyursun.

Müminler öyle kimselerdir ki; “ إِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ آيَاتُهُ ” (Enfal/2) “Allah’ın ayetleri kendilerine okununca…” “Tilavet olunan ayet” vahiydir, Kur’an’dır. Allah’ın ayetleri çoktur. Vahy-i metluv denir, Kur’an’a. Özellikle bundan kasıt, namazın içerisinde okunması vacip olan vahiydir. Gayrı metluv olan vahiy ise, namazda okunması vacip olmayan vahiydir. Okunması münasip olmayan vahiy de mi vardır? Evet, kutsi hadis ve normal hadisler vahiydir ama namazda okunması caiz değildir. Tefsir ve hadis usullerinde Kur’an tanımlanırken, “hüve’l-vahyu’l- metlüvvü fi’s-salati” “O, namazda okunan vahiydir” denir.

فَاقْرَؤُوا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْآنِ (Müzzemmil/20) Kur’an’dan namaz içerisinde, okuması kolay gelenleri, gönlünüzün aktığı ve gönlünüze akan vahiyleri, sevdiğiniz ve size sevimli geleni okuyun. Sıkıldığınız türden olanları değil. Onlarla namaz dışında uğraşın. Adamın birisi- sahabeden- namazda hep İhlâs Suresi’ni okurdu. Başka bir şey okumuyordu. Rasulüllah Efendimiz’e haber verdiler. “O adamı çağırın” dedi. Çağırdılar ve adama “niçin böyle yapıyorsun” diye sorunca, “çok seviyorum çünkü hep Rabbimden bahsediyor” dedi. “Güzel” dedi, Peygamber.[1] Bunun zıddı “ma teassere”dir. Namazda zorunuza giden ayetleri okumayın, demektir. Yüce Allah’ın sevdiği, sevgisine mazhar edip saydığı kullarının özelliği şudur ki; “وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ آيَاتُهُ زَادَتْهُمْ إِيمَانًا (Enfal/2) “Allah’ın ayetleri onlara okunduğunda imanları artış kaydeder.” İmanları hop hop hoplar. Tansiyonun yükselmesi gibi iman tansiyonları artar. Gönülleri bedenlerinin dışına fırlar. Ve bedeni terk etmek münasip olmadığından; melekler gelir, o ruhlar o meleklere girerler ve bir anda cennet içerisine girerler ve cennetin içerisinde tayaran ederler. Bu nedenle, ayetlere kendilerini kaptırarak ayetlerin havasına giren müminlerin, cennetin içinde uçtuğunu sizlere söyleyebilirim. Onlar, yeşil cennet kuşlarının içinde, cennetin atmosferini yaşarlar. Kur’an dinleyen gerçek müminler, bu dünyadan ilişkilerini kesmiştir. İmanın artması da ancak böyle olur. Teni yerde, gözü duvarda olan, masivanın kalbine hücum ettiği insanlardan söz etmiyorum. Onlar vahiy ile bütünleşmiş olan müminlerdir. Bu bütünleşme sayesinde iman ziyadeleşir.

“ إِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ (Fatır/10) “Güzel kelimeler O’na yükselir.” Mübarek sözcükler O’na yükselir. O kim? Allah. Her şey O’na gidiyor. Eğer arkasını dönmüş, ben O’nu tanımıyorum diyen bir rezil varsa… İnşallah sizler arkanızı dönmemişsinizdir. Arkadan murat, gönlün arkasıdır. Biz bahsederken sizin suretinizden bahsetmeyiz.

Güneşler gidiyor, yıldızlar da gidiyor. Galaksiler de olduğu gibi gidiyor. Ama nereye? Kimse bilmez, Kur’an bilir. Çünkü bu kitap, her şeyi bilenin kitabıdır. “Hepsi bana gelir, hepsi bana dönmektedir” diyor. أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ (Mülk/14) Hiç yaratan bilmez mi? Bu yaratanın kitabı. Bunun, bir dediği iki olmaz. “Acaba” dersen, acayipler diyarına gidersin, cehennem cabalarına girersin. Bu, şek ve şüphe kabul etmeyen kitaptır. Daha ilk sayfasında söyler. “ ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ (Bakara/2) Eğer ikna olmadıysan devamındaki ayete geçme. Gönlün mutmain olmadan adım atma, boşuna gidersin. Namazda kuşkun varsa, önce kuşkunu gider, sonra huşuya git. İmansız amel olmaz. Az da olsa temiz olsun. “ ehlıs dineke yekfike’l-kalilü mine’l-amel”[2] Bir katre olsun, ama temiz olsun. İhlâslı bir katre, dünya ve içindekilerle dolu gayr-ı ihlâslı amellere ağır basar. Bir katre salih amel, salih olmayan dünya dolusu amele müreccahtır. Hepsinden ağır gelir. Bunun için zerre ol, katıksız ol. Küçücük ol ama katıksız ol. Allah katında büyüklük cisme değil, içeriğedir. İtibar ruhadır. Siz siz olun, saf ruh olmaya çalışın.

“ إِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ (Fatır/10) “Güzel kelimeler O’na doğrudur.” Bu dünyada olan bitenlerden söz ediyor Yüce Allah. Çünkü yaratıklardan gaye insandır. Allah yerleri, gökleri ve içindekileri bizim için yarattığını söylüyor. Bu yıldızlar, bulutlar, dağlar, bayırlar her ne var ise hepsi insan için yaratıldı. Hepsi, insan denen biz türlere âmâdedir. “وَسَخَّرَ لَكُم مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا مِّنْهُ (Casiye/13) “Göklerde ve yerde her ne var ise hepsini Allah sizin emrinize verdi.” Bunca şeyleri size vermiş iken, ne kadar da az teşekkür ediyorsunuz. “قَلِيلاً مَّا تَشْكُرُونَ (Araf/10) Bu, şükredenler için geçerli tabi ki. Yüce Allah sana 5 milyar vermiş sen ona 50 veriyorsun. Bu ne biçim davranış biçimidir? Bu ne biçim adamlık,ne biçim  insanlıktır? Böyle bir şikâyet vardır burada. “قَلِيلاً مَّا تَشْكُرُونَ (Araf/10) وَقَلِيلٌ مِّنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ (Sebe/13) “Kullarım içinde şükredenler ne kadar da azdır.” Fiil türünden de var, isim türünden de. (Bu cümle, zikredilen iki ayetin Arapça cümle yapısı ile ilgilidir.)

İster inanınız, ister inanmayınız, ister candan olunuz ister kindar olunuz hiç fark etmez! Hepinizin gittiği yer, O’nun tarafıdır. Hepiniz O’na gidersiniz. İnsanlar kaçsalar da nereye kaçacaklar? “ يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ (Rahman/33) “Ey cinler ve insanlar gurubu.” “  إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانفُذُوا (Rahman/33)  Yerin ve göğün ufuklarını geçerek başka bir âleme gitmeye gücünüz yetiyorsa, defolun gidin. “  لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ (Rahman/33) Ancak bir güçle, sultanın emri ile bir vize ile gidebilirsiniz. Güç bende, izin bende. Öteler benim. A kara yere gidesi! Nereye gideceksin? Benim olmayan yer mi var ki? Yerin dibine girsen de benim, göklerin ötesine gitsen de benim. Kaçmak boşunadır. “  أَيْنَ الْمَفَرُّ (Kıyame/10) A bedbaht yaratık nereye gidiyorsun? “  فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ  ” (Tekvir/26) Şu halde Allah’ın kulları, ister biliniz ister bilmeyiniz, ister isteyiniz ister diretiniz hiç fark etmez, hepiniz O’na doğrusunuz. Gavuru da O’na doğru, müslümanı da O’na doğru. Müslümanın doğruluğu, arzu ve istek iledir ve bir mücahede sonucudur. Aşk vardır, şevk vardır, bilinç vardır müminde. Kâfirde ise şuur yoktur, bilgi, görgü yoktur. İzinsizdirler. Sultanın sultasından habersizdirler. Bu âlemde yedikleri izinsizdir, içtikleri izinsizdir. Allah’ın rızası yok. Buyurur ki Peygamber. Ey akıllı ümmet! Ey bana gönül vermiş olan insanlar! Şunu iyi bilin ki; şu dünya ki; kâfirlerin canlarını feda ettikleri şeydir. Eğer bu dünyanın Allah katında bir sivrisineğin kanadı kadar değeri olsaydı, Allah hiçbir kâfire bir yudum su bile vermezdi. (Tirmizi, Zühd, 13.) “Dünya” ile “leş” eşittir O’nun nezdinde. Küfür ehli, leş yiyiciler gibidir, sırtlanlar gibidir. A bizonun çocukları ne işin var senin, benim memlekette? Adamın ülkesi nerede, uçakları tankları nerede? A koca kafalı herif, boynuzun sığmadı mı oraya? Benim evimde ne işin var senin? Benim ırzımda, namusumda niçin elin var? Atalar mabedlere göz değdirmediler. Manevi namusu bildi oraları.

Eskiden topla tüfekle saldırıyordu hainler, onu beceremediler. Şimdi can evinden vuruyorlar. Mabedlerimizi de mahvettiler. Çanlar çalmaya başladı yine. Yani, ihlâs denilen şey kalmadı. İhlâs, iflas etti. Eskiden ayıklarlardı atalar. “Öte git!” derdi gavura. “Şu sınırdan geçmeyeceksin” derlerdi. Şimdi “buyurun, kafama gönlüme girin” diyor. Girmediği yer kalmadı. Bu hallere geldik. Biz müminlerden söz ediyoruz. Katıksız imanı olan şahıslar onlar. Kitabidir onlar. Peygamberin sünneti ile donanmışlardır. Selef-i salihinin güzel huyları ile bezenmişlerdir. Küfre yer yoktur. Dinlerine olan bağlılıkları her şeyden önce gelir. Yüce Hakk’ın dinini ikame için gerekirse anasını, babasını, oğlunu, kızını ezer. Sahabenin hayatına bakarsanız, bu din-i mübin’in yeryüzüne kazıkları çakılırken, o temellerin içinde şüheda kanının olduğunu görürsünüz. Bedir’in aslanlarının kanları, Uhud’un kanları, Peygamber’in mübarek akan kanları vardır. “Allah” diyerek kâfir babasının kafasını nasıl uçurduğunu görürsünüz. Bunlarla ilgili ayetler vardır. Ayet müslümanları, kalmadı. Ayete göre yaşayan adamın kendisi de ayet olur. Dağlar Allah’ın ayeti olur da yerler ve gökler kendi hürmetine yaratılan insan, iman ehli olan bir mümin, niye Allah’ın ayeti olmasın? “Kulum bana öyle yaklaşır ki netice de ben onu yanımda ikame ederim. Onun tutan eli, bakan gözü olurum.”      (Buhari, Rikak 38) Dedik ya, ayetleri dinlediniz. Ayetleştiniz. Gayetleştiniz. Gayet netleştiniz. Hassas oldunuz, şeffaf oldunuz, kanatlandınız, kuş oldunuz ve Cennet-i Ala’nın yüce ufkunda kanat çırptınız. Kur’an okuyan müminin gönlü böylesine hazlıdır, Rabbine karşı nazlıdır. Nazlı gönül, Allah’ın ayetleri ile hazlı olan gönüldür. Allah’ın ayetleri ile dolu olan bir mümin ki mümin, hep dolum halindedir. Mümin kişi hep dolunay gibidir. Işığı hiç eksilmez. Hep dolmak için planlanmış bir nizama sahiptir. Bir önceki gün ile bugünkü günü eşit değildir. Afif, nahif, lezzatdar, hazdar, nazdar olan bir müminden söz ediyoruz. Dün 5 vakit kılmıştı. Bugün, beşe ilave oldu. “  هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلاً (Hud/24) Müminin iki günü eşit olur mu? Bunun yanında istiğfar, zikir, sadaka yönü var. Emir bil marufu nehiy anil münkeri var. 70 küsur çeşit imanın açılım noktası vardır. “ el-imanu bidun ve sebune şubeten ” (Müslim, İman, 58; Tirmizi, İman, 6; Ebu Davut, Sünnet, 18 ; İbn-i Mace, Mukaddime, 9) 70 küsur açılımı olan bir gövdedir iman. 70 küsur ana dalı vardır. Ara dalını ise ne sen sor, ne ben söyleyeyim. Hele hele Osmanlı ağacı ise, dünyada eşi benzeri yoktur. İman ağacı onlar. Onların imanı o tohuma geçmiş ve somutlaşmış. Çınar halinde kendini göstermiş.

Yönümüz bizim o tarafa. “  وَلِلّهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَأَيْنَمَا تُوَلُّواْ فَثَمَّ وَجْهُ اللّهِ  ” (Bakara/115) Nereye dönerseniz dönün Rabbiniz o taraftan size görünür. Onun tecellisi olmayan yer olur mu? Eğer olsaydı onun adı “yer” olmazdı. Mademki mekân var, mekin de var. Zaman varsa, sahib-i zaman da var. Hep O’na doğruyuz. Hep O’na doğru bakarız, ister batıya bakalım ister doğuya. O’nun olmadığı yer olmaz. O’nun olmadığı zaman olmaz. O, zaman dışı, mekân dışı olmasına rağmen, mekânlar O’nun cilveleri ile nakış nakış olmuştur. Her tecellisi kula sunulmuş, önüne atılmış bir yemdir. Cemal yönü ile gidersen bu saadet tohumudur. Eğer şekavet tohumu ise, o tohumları seçtin ise ne büyük bedbahtlıktır bu. İblis Yüce Hakk’ın bir cilvesinin gereği. O da O’nun emrindedir. O da bir biçaredir. Onun çaresi de; celalullahtır, celal oltasına tutunmuştur. O da, celal yemleri ile yemlenmiştir. Velhasıl “مَبْسُوطَتَانِ بَلْ يَدَاه” (Maide/64) Yüce Allah’ın iki eli de açıktır.

Yahudiler “Allah’ın elleri tutucudur” dediler. Yahudiler çok arsız bir kavimdir. Bu ahrazlar, Peygamberlere karşı çok edepsizlik ettiler. Yüce Allah onlara çok nimetler verdi. Yeryüzünün en şerlileri bunlar. Yaratıkların en kötüsünü size haber vereyim mi?

قُلْ هَلْ أُنَبِّئُكُم بِشَرٍّ مِّن ذَلِكَ مَثُوبَةً عِندَ اللّهِ مَن لَّعَنَهُ اللّهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَازِيرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَ أُوْلَئِكَ شَرٌّ مَّكَاناً وَأَضَلُّ عَن سَوَاء السَّبِيلِ(Maide/60)

“Allah’ın kendilerine lanet ettiği, öfkelendiği kimselerdir. Kendilerinden maymunlar, domuzlar kıldığı kimselerdir ve putlara kulluk edenlerdir.” Tağut, çok azgın anlamına gelen şeytanın ismidir. Şeytanın uşakları. “عَبَدَ” ABD. Rezil unsuru beyan ederken söylüyor. Nedir bu? Azgın. Kur’an’ın mucizesi bu.

Benim görevim, gördüğümü göstermektir, duyduğumu duyurmak, hissettiğimi aktarmaktır. Müminlerin hepsi aynı kategoride değildir. İlmi az olan var çok olan var. Bilenler bilmeyenlere öğretsin. Bu Kur’an’ın emridir.  “ فَاسْأَلُواْ أَهْلَ الذِّكْرإِن كُنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ ِ(Nahl/43) “Bilmiyorsanız bilenlere sorun.” Ömrün soru ile geçmeli, bir şey öğrenmek istiyorsan. “Benim öğrenecek bir şeyim yok” dersen, sen zırcahilsin. Okuyan daima sonsuzu görür, gittikçe deryanın derinleştiğini görür. Yeryüzünün en derin bölgeleri okyanusların dipleridir. İlim okyanus gibidir. Okuyan adam da denizin içine yavaş yavaş giren kimse gibidir. Göründüğü gibi değildir o. Yosunların tutmadığı yerler vardır. Yosun, bırak onu geriye kosun. En çok okuyan kişi, en çok boynunu büken kişidir. Ve “bilmiyorum” sözünü en çok söyleyen kişidir. İmam-ı Azam’ın büyük talebesi Ebu Yusuf Hazretleri Abbasi devletinde kadılık yapmıştı. Adamın birisi ona bir soru sordu, Ebu Yusuf Hz. “la edri”(bilmiyorum) dedi. “Utanmıyor musun bir de bu kadar para alıyorsun” dedi adam. “Ben bildiğim kadarının parasını alıyorum. Bilmediklerime karşılık para alsaydım hazine yetmezdi” dedi Ebu Yusuf Hz. Yani bilen insan tek şey öğrenir. Bu bilgiyle tek şey öğrendim. O da hiçbir şey bilmediğimdir.  

Yüce Allah’ın Aziz Kitabına yöneldiğin zaman “bilmiyorum” diyemiyorsun. Çünkü ilim önünde olan adam bilmiyorum der mi? Bu, önüne her şey konmuş sofradaki birisinin “ben açım” demesi gibidir. “ إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ آيَاتُهُ زَادَتْهُمْ إِيمَانًا (Enfal/2) “Müminler ancak o kimselerdir ki…” -Bunun dışında kalıyorsa o mümin değildir.- Yüce Allah’ın adını duydu mu kalpleri hoplar. Tüyleri diken diken olur. Allah’ın ayetleri okunduğu zaman imanları artar. Pistonlar harıl harıl çalışıyor. Bu kalp, iman üretiyor. Müminin kalbinin elektriği, imandır. Bu bir nur, bir ışık. “  وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ  (Enfal/2) Ve ancak Rablerine güvenirler. Hiçbir çocuğa anasının kucağından başkası zevk vermez. Çünkü ana, geldiği yerdir. Buradaki tevekkülden maksat da, dayanmaktır, yüzünü gözünü sürüp sarılmaktır. Böylece birlikte olunca sükûn bulurlar.“  أَلاَ بِذِكْرِ اللّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ (Ra’d/28) İşte bu Yüce Allah’ın adı, âyât-ı beyyinatın tadıdır. Âyâtı beyyinatın tadı, Yüce Allah’ın adıdır. İkisi birbirine girifttir. Her ayet O’ndan gelen bir halat, bir hattır. Gönle gelir ve gönlü kendisine bağlar. Bu ayetlerin hepsini bir ip olarak bilir ona göre adımını atarsan, şahlanırsan, cennetin şahlarından olacağın kesindir. Âyât-ı beyyinat ile bu dünyada şahlananların, cennetin şahlarından olacağı kesindir.

Allah’ın kelimelerinden daha güzelini duydunuz mu hiç? “  وَمَنْ أَحْسَنُ قَوْلًا مِّمَّن دَعَا إِلَى اللَّهِ (Fussilet/33) وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ اللّهِ قِيلاً (Nisa/122) Allah’ın kelimatından daha üstün söz olur mu? İşte bu sözcükler size okundu. Eğer mümin sıfatı ile sıfatlı iseniz, kalbiniz imanla perverde olmuş ise ki böyle olduğuna hüsnüzan ediyorum ve bu hüsnüzannın üzerine yatıyorum. Hüsnüzan yatağından daha rahat bir yatak yoktur. İşte bu güzel kelimelere kulak verdiyseniz, güzel kelimeleri içinize doğru çekti iseniz ki iman mıknatıs gibidir. Ne kadar güzellikler varsa onu kendi tarafına çeker. İman en güzel alıcıdır. Ve Allah tarafından üretilmiştir. İman Allah vergisidir. O senin ezeli sermayendir. Onu işletirsen kazanırsın. İşletemezsen kaybedersin. Gavur, işletmez. Şeytana teslim eder. Şeytan kömürler verir, elmasları elinden alır. Mümin ise bu işin uzmanlarına gider, 70 küsur şubesi olan şebekeyi çalıştırır. Bütün bu yerlere dal budak salmış. Bu bir açılım. Buna ticaret der Yüce Allah.         “ تِجَارَةً لَّن تَبُورَ ” (Fatır/29) Mümin, rabbani bir tacirdir. “Dürüst ticaretçi Allah’ın sevgilisidir” kısmına girer. “ et-taciru’s-saduku habibullah ” Sen Kur’an okurken gözünü gönlünü açtın ise, inan ki melekleri kendine bakıttın. Bu gece Kadir gecesi. Kur’an iniyor ya hu! Kur’an’ın indiği gece kadir gecesidir. Eğer siz Kur’an ile haşir neşir olursanız, yeminle söylüyorum senin her anın kadirdir, kadir gecesini beklemeye gerek kalmaz. Bir Kur’an harfi sana on derece bağışlar. 500 harf, 5000 ecir. Peygamber bu hesabı bize öğretti. “Ben elif lam mim bir harftir demiyorum…”[3] (Tirmizi) Bu tavan değil, taban ecir. En alt derecesi. Kur’an bu derecelerden söz ederken 700 mislinden bahseder. Sizin sayılarınız bu katları ifade için yeterli değildir. Her madde bir yerde biter. Allah’ın ecrinin, lutfunun sonu yoktur. Hesap- kitapla Allah’tan bir şey istemeyiniz, O’nun sadece fazlından isteyiniz. “Allah’ım fazlından bana ihsan et.” Eğer sizin gönül çevrenize bu hurufat yağdı ise, senin gönlünü sarmalayacaktır. Altının bakırı kaplaması gibi. İşte senin kalbini de ayetler sarmaladı ise, o kalp ayet olur biter. Peki, ayetler nereye gider? Uçan balon gibi olur. Senin kalbini yukarı yukarı çekmeye başlar. “ إِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ (Fatır/10) ayetini böyle düşünün. Bu ayetler yükselsin diye değil, yükseltsin diye geldi. Kendisi gitmeye değil, sizi götürmeye geldi. Sen açmazsan açık olmayan bir kalbe ne girer? Kapalı kapıdan ne girer?

“ la yezalü lisanüke ratben min zikrillah” (Tirmizi, Daavât 4, İbn-i Mace, Edeb 53)[4] Zikir tazeliği, zikir rutubeti vardır insanın boğazında. Kafirler ise kuru kuruya ölürler. Dikeni pamuğun içinden nasıl çekersin, onu asılırken pamukları nasıl götürürse onların canı da böyle çıkar. Mümininki ise tereyağından kıl çeker gibi çıkar. Onun gönlü tazedir, feyizlidir. O imanın halâvetini buluyor. Birisi oldu da gitti, birisi öldü de gitti. “El müminun la yemutun”. Müminler ölmez. Şehitlere sakın ölü demeyin. “  وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ أَمْوَاتًا بَلْ أَحْيَاء عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ(Al-i İmran/169) “ve lakin yentekılune min darin ila dâr.” Bir ülkeden bir ülkeye hicret ederler. Vatana gidiyoruz.

“ إِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ (Fatır/10) Güzel sözler O’na yükselir. Kendi kendine yükselmez o, sahibini de yükseltir. Her söz, kalpten bir elbise giyerek çıkar ağızdan. Kalp terzisi ona bir elbise giydirmiştir. Bu, yukarı yukarı çıkar. Yukarı doğru çıkarken bir ucu senin gönlündedir. Bu mübarek kelimeler senin kalbini asumana ve ötelere doğru çeker. “ وَالْعَمَلُ الصَّالِحُ يَرْفَعُهُ (Fatır/10) Şu halde ağzınızdan çıkan sözler, azalarınızdan çıkan eylemler burada kalmaz. Ya Ala-ı İlliyyine gider. Peki, çirkin sözler ne olur? Bunun zıddı onlar da, aşağı aşağı çöker demektir. Asıla asıla cehenneme doğru götürür. Müminler yükseldikçe gerginlikleri biter, daha mutlu olurlar, uysal olurlar. Aşağı doğru çekilenler ise somurturlar, kindar olurlar. Onun için dar insanların yeraltına doğru çekildiğinden endişe ederim. Müminler beşuş olmalıdırlar, mütebessim olmalıdırlar. Müminin kalbinin aynası, yüzüdür. Karşıdan bakan ayet gibi okumalıdır. Ayetlerin şahı yüce Allah’ın ismidir, “Allah” ismi şerifidir. Bir insanın Allah’ın dostu olup olmadığı yüzünden bellidir. “Ya Rasulullah, Allah dostların alametleri var mıdır?”[5] O yüzü gördün mü dilin çözülüverir. O anahtar gibidir, senin kilidini çözer. Allah demek zorunda kalırsın. Asıl olan gönlünde belirmesidir.  

Allah inşallah konuştuklarımızı imanlarımızın coşkusuna, kendisinin ve meleklerinin rızasına erişmeye vesile kılar.
Mehmet UZUN-Dilek UZUN


[1] Buhârî der ki: Bize Muhammed ed-Dehlebî... Hz. Âişe'den nakletti ki Rasûlullah (s.a.) bir kişiyi seriyye ile birlikte göndermiş. O arkadaşlarıyla namaz kılarken hep İhlâs Suresi ile namaza son veriyormuş. Seriyye döndüğünde bu durumu Hz. Peygamber’e anlatmışlar. Rasûlullah (s.a.) demiş ki: Ona sorun, neden dolayı böyle yapıyor? Sorduklarında; çünkü bu, Rahmân'ın sıfatıdır ve ben onu okumayı çok seviyorum, demiş. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.) da: Ona bildirin ki, Allah Teâlâ da onu seviyor, demiş. Buhârî'nin Tevhîd kitabında bu şekilde rivayet edilir.

[2] İmam Suyutî, Camiu’s-Sağir Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, G U Sh. 110, Hds. 170 (298). Hakim'in Müstedrek'inden

[3] “Kim Allahın kitabından bir harf okursa, onun için bir hasene (sevap) vardır. Her hasene için ise, on misli sevap vardır. Ben “Elif, Lam, Mim” bir harftir demiyorum. “Elif” bir harf, “Lam” bir harf, “Mim” bir harftir.” (Tirmizi)

[4] Abdullah İbni Büsr radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir adam Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’e hitâben:

–         Yâ Resûlallah! İslâmiyet’in emirleri çoğaldı. Bana sıkı sıkıya yapışacağım bir şey söyle, dedi. O da:

–         “Dilin hep Allah’ı zikretsin!” buyurdu.


[5] Senetleri Taberî'de yer almış olduğu üzere Saîd b. Cübeyr'den rivayet olunmuştur ki, Rasûlullah'a, Evliyâullah’ın kimler olduğu sorulmuş, o da şöyle buyurmuştur: “Onlar öyle kimselerdir ki, görüldükleri zaman Allah zikrolunur yâd olunur.” Başka bir rivayette ise; “Görülüvermelerinden dolayı Allah hatırlanır.”

Paylaş...

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to Twitter

22 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Instagram

Üye Girişi

Fotoğraf Albümü

  • Kategori: Anma Haftası 2017
  • Kategori: Anma Haftası 2016
  • Kategori: Anma Haftası 2015
  • Kategori: Anma Haftası 2014

          gulhan_37