Tanrı Taslağı Firavun

Görmedin mi dik başlı Firavunu? Neler neler demiş ve neler neler yapmıştı Musa (a.s)’a!... “Sen hangi tanrıdan söz ediyorsun? Benden başka tanrı mı var?...” diyor ve Musa’yı öldürmek için üzerine üzerine gidiyordu. Yüce Allah ise, Musa’ya her elini uzattığında Firavun’a korkunç bir darbe indiriyordu. Her darbeyi yiyişte kendisini kurtarması için Musa’ya yalvarıyor, bir daha saldırıda bulunmayacağına yeminler ederek sözler veriyordu. Yediği sillenin acısı geçesiye yeniden şahlanıyor ve eskisinden daha hırçın bir şekilde Musa’nın üzerine yürüyordu. Nihayet ölüm tuzağı kendisi için çatılmış ve helak çuru bir mezar olarak kendisine açılmıştı.

Bütün hiddeti, şiddeti ve cehaletiyle oraya doğru koşmaya başladı. Gözleri hiddet, kalpleri haset, akılları cehalet, vicdanları zulmet doldurunca, insan normal çizgiden şaşar; dengeyi kaybeder. Kârını zararını göremez ve bilemez olur. Şeytanın açtığı ve kendisi için gayet güzel gösterdiği ölüm çukuruna doğru koşa koşa gider. O artık, hevanın büyüsündedir; onun emrinde ve onun yolundadır. Hevânın dizginleri ise, iblisin elindedir.

Firavun ölüm tuzağına girdi ve helak çukuruna daldı. Birden bire her yanını, ilahi intikamın müthiş dalgaları sardı. Öyle bir vurdu ve öyle bir vurdu ki, vurmasıyla feleğini şaşırması bir oldu. Cebrail’i gördü, denizi altüste getirirken… Azraili gördü canını alıp götürmeye gelirken… Dünya ile işi bitmişti. Her şey gözünün önünde silinip gitmişti. Ne taç kalmıştı ne taht!... Ne yardımcı kalmıştı ne baht!... Hepsi de sulara gömülüp gitti… Sahte tanrılık ve haksız saltanat da böylece bitti. Tam bir çaresizdi… Yapayalnız ve kimsesizdi… Aslında daha önceden de öyleydi… Vezirler, adamlar, mallar, mülkler, oğullar, kızlar, makamlar, paralar ve pullar… Bunların hepsi birer rüya… Hepsi bir hayalden ibaret idi. Ama onda bunu görecek göz ve anlayacak kalp nerede idi. Hırsı, tamahı, kibir ve hasedi duyu ve duygularını baştan başa perdelemişti. Ama şimdi ölüm zamanı… Azrail elindeki hançeri vurdu… Bütün perdeler yırtıldı ve dağıldı. Şimdi gözleri keskindi. Her şeyi dosdoğru hakkıyla görebiliyor ve aslınca değerlendirebiliyordu. Ama ne çare ölüm gelmiş, imtihan bitmişti…

Son derece bitkin ve çaresizlik içinde, tüm gücünü toplayıp bütün avazıyla bağırdı:“ inandım!... inandım!... Ben de inandım İsrail oğullarının inandığı tanrıya!...”

Cebrail seslendi:

“Şimdi mi?...Şimdi mi aklın başına geldi?”

Azrail gırtlağını sıktı ve o anda canını çıkardı. Sonra müthiş bir dalga geldi ve menhus bedenini alıp bir köşeye fırlattı…

İşte nefsini tanrı sanıp ona tapınan ve başkalarının da ona tapınmasını isteyip, onları buna türlü yollarla zorlayan zavallı bir yaratığın hazin sonu!..

Allah’ım! Biz aciz ve cahil kullarını, heva ve hevese ve telkinini duyup onun yoluna gitmekten muhafaza buyur, amin!  

 

                                               Musa ÖZDAĞ, Tuzaklar ve Uyarılar, s.310

Paylaş...

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to Twitter

5 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Instagram

Üye Girişi

Fotoğraf Albümü

  • Kategori: Anma Haftası 2017
  • Kategori: Anma Haftası 2016
  • Kategori: Anma Haftası 2015
  • Kategori: Anma Haftası 2014

          gulhan_37