Kadınların Günümüzdeki Durumu

"Günümüzde özellikle kadının ziynetlerine ve makyajına yönelik malzemeler oldukça pahalı ve dış ülkelere dayalı olmasından dolayı, hem ailenin hem de milletin ekonomisine ağır bir darbe indirilmektedir.

Hem, kadınların adı geçen sahada hevâ ve heveslerinin çok çabuk değişen bir özelliğe sahip olduğunu tespit eden, bu meydanda uzmanlaşmış kadın cambazları ve soyguncuları, “moda” namı altında onların ellerinde ve avuçlarında olan ziynetlerinin ve eşyalarının süratle gündemden çektirilmesi ile muazzam bir isrâfâta ve lüzumsuz bir tüketime yol açmaktadırlar. Halbuki, Dîn-i Mübîn-i İslâm’ın ortaya koyduğu prensip ve ölçülere uyan inançlı bir kadın, Allah Teâlâ’nın kendisine doğal olarak vermiş olduğu değerlerden ve nimetlerden razı olur. Kendi doğal yapısından şikâyette bulunmaz. Son derece vakur ve kendinden emin olur. Şahsiyet ve onur sahibidir. Gerçek kıymetin, özenilmesi ve takdir edilmesi gereken değerin ve yüceliğin; insanların suretlerinde, göz ve kaşlarında, el ve ayaklarında, deri ve kemiklerinde, soy ve soplarında olmadığını pekâlâ bilir ve bu yönde hareketini ve çalışmalarını yürütür.

Günümüzde kadınlarımız çok daha tehlikeli boyutlarda şerlere ve fitnelere alet edilmektedirler. Eşyaların iyi bir şekilde pazarlanması ve satış rekoru kırması için özellikle kadınların vücutlarından istifade edilmektedir. Tabii ki bu arada beğeni ve takdir topladığı zaman, bir eşya gibi kadınların da pazarlandığı ve satışa çıkarıldığı çokça duyduğumuz ve gördüğümüz gerçekler arasında yerini almış bulunmaktadır.[1]

Kadınların açılması ve saçılması, erkek türünün yoldan çıkmasına, nefis ve hevâsına kolayca kapılmasına ve bu meyanda şeytana ayak uydurmasına sebep olmaktadır. Erkeğin bu ve benzeri tehlikelere, fitne ve fesatlara düşmesine sebebiyet verdiği için günâhı ve suçu kat kat artmakta ve buna paralel olarak da gün be gün cehennemdeki yerine doğru sarkmaktadır.

İşte bütün bu fesat hareketlere sebebiyet verdiğinden dolayıdır ki Hz. Nebiyy-i Muhterem Efendimiz, açılıp-saçılarak, allanıp-pullanarak, süslenip-kokulanarak, kırıta kırıta evinden dışarı çıkan ve bunlara ilave olarak çarşı ve pazarlara, sokak ve caddelere dalarak erkekleri kendisine bakıtan ve onları şahsına imrendiren bir kadının, kendisince ilgilenen erkekler sayısınca günâha girdiğini beyan buyurmuşlardır. Yine bu meyanda, vücuduna koku sürünmüş ve değişik makyajlar yapmış olan bir kadının dışarı çıkarken bunların hepsinden temizlenmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Açılan ve saçılan bir kadın, kendisini derli-toplu göstermek ve etrafındakiler tarafından beğeni ve takdir kazanabilecek bir görünüm ve şekil kazanmak isteyecektir. Bu hal ve durumu oluşturabilmek için de büyük çapta harcamada bulunması gerekecektir. Bu durumda ailenin bütçesi oldukça sarsıntı geçirecek ve bir manada bu anlamsız ve gereksiz harcama onları felakete ve iflasa götürecektir. Zira günümüzde özellikle kadının ziynetlerine ve makyajına yönelik malzemeler oldukça pahalı ve dış ülkelere dayalı olmasından dolayı, hem ailenin hem de milletin ekonomisine ağır bir darbe indirilmektedir.

Takdir ve tebrike şâyân kılınacak sevginin ve hoşnutluğa temel alınacak, sonsuzluk yurdunun ebedî sermayesi ve bedeli kabul edilecek yegâne değerin, faziletin ve şerefin; insan kafasında, ruhunda, nefsinde, tüm duyuları ve duygularında yerleşmiş, kökleşmiş ve buna paralel olarak cemiyet ve insaniyet içerisinde kök salmış, dal ve budakları, yaprak ve çiçekleri, tomurcuk ve meyveleriyle onları çepçevre sarmış olan tüm ilâhî ve beşerî güzellikler ve özellikler olduğunu cânı gönülden görür, bilir, kavrar ve bunlara uygun olarak hayatını tanzim eder.

Allah’a (c.c.) ve ölüm ötesine inanmayan bir kimsenin her zevki, her takdiri, her beğeniyi ve her türlü macerayı, ölümün bu yüzünde yani ölmeden evvel arayacağı ve tamamlamaya çalışacağı son derece doğal karşılanmalı ve bu durum asla yadırganmamalıdır. Zira insanın yapısında adı geçen tüm özellikler yatmakta ve tatmin olunmaları için onun yüzüne bakmaktadırlar.

Ölümün arka yüzünde yer alan, nefsin tüm arzu ve isteklerini tatmin edeceği, zevk ve sefasına ereceği cennet gibi ulvî, kutsî ve sonsuz bir âleme inanamayan ferdin (ister kadın ister erkek olsun), bütün arzularını ve nefsânî isteklerini bu kısacık, daracık ve birçok noksanlıklarla ve eksikliklerle dopdolu bir âlemcik olan şu fâni dünyada tatmine çalıştığını ve hatta bu amacını ve arzusunu gerçekleştirebilmek için tüm insânî ve Rahmânî değerleri bazen gözardı ederek, bazen de ayaklar altına alarak hiçe saydığını çok açık ve çok net bir şekilde görmekte, duymakta ve bilmekteyiz.

Şu halde, kalbin iman cevherinden yoksun kalmakla ne denli kıymetleri ve değerleri kaybettiğini; buna paralel olarak ne denli korkunç ve ne denli dehşetli zararlar gördüğünü ve kaydettiğini, insaniyet tarihinin psikolojik ve sosyal yapısında çok açık bir şekilde bu gözlerimiz ve hislerimizle tespit edebilmekte, ruhlarımız ve vicdanlarımız tarafından çok canlı ve çok etkin bir hisle algılayabilmekteyiz.


* Bu yazı, Musa Özdağ’ın Mehmed Feyzi Efendi’den Feyizler isimli kitabından alınmıştır. Bkz. V, 216-220. (Hamle Yayınları, İstanbul, 1995)

[1] Şu anda, dün gazetede gördüğüm bir haber hatırıma geldi. Bu haber yürekler acısı olarak bizim bu ifade ve tespitlerimizin ne denli doğru olduğunu sanki açıkça haykırıyordu. Bu yazı, İzmir’in Alsancak semtinde daha bir ay önce kurulmuş olan Kadınlar Dayanışma Derneği’nde kadın pazarlandığını polis baskını haberi ile veriyordu! (Milliyet, 12 Ekim, 1993).

*Kaynak : Feyizler Sofrası

Paylaş...

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to Twitter

4 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Instagram

Üye Girişi

Fotoğraf Albümü

  • Kategori: Anma Haftası 2017
  • Kategori: Anma Haftası 2016
  • Kategori: Anma Haftası 2015
  • Kategori: Anma Haftası 2014

          gulhan_37