Türk Dünyasının Acı Kaybı

denktas

Ömrünü Kıbrıs davasına adayan “Türklük Mücahidi” Rauf Denktaş, 9 Ocak Pazar gününden bu yana tedavi gördüğü Yakındoğu Üniversitesi Hastanesinin yoğun bakım servisinde vefat etti.

 

BİR ÇINAR DEVRİLDİ
Ömrünü Kıbrıs Türkleri’nin devlet sahibi olmasına adayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, tedavi gördüğü hastanede vefat etti
Yakındoğu Üniversitesi Hastanesi’nin yoğun bakım servisinde 9 Ocak Pazar gününden bu yana tedavi gören KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün gece vefat etti. Denktaş, 8 ocak gecesi ishale bağlı su kaybı nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı. İç organlarında yetersizlik başgösteren Denktaş, dün sabah önce solunum cihazına, akşam saatlerinde ise diyalize bağlanmıştı. Denktaş’ın vefat haberini alan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Başbakan İrsen Küçük, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Adem Huduti, KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Daysal ile bazı bakanlar ve vatandaşlar hastaneye geldi. Denktaş, 17 Ocak Salı günü yapılacak devlet töreniyle toprağa verilecek.

GATA’da da tedavi gördü
24 Mayıs’ta beyin kanaması geçiren ve sol tarafı felç olan Denktaş, 29 Ekim’de hastaneden taburcu edildikten sonra ilk kez 15 Aralık 2011’de evinden dışarı çıktı. Havanın da güzel olmasından yararlanarak ilk kez evinden çıkan Denktaş, “Benim için ’ölüyor’dediler, dışarı çıktım” dedi. Denktaş, Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki tedavisinin ardından rehabilitasyon süreci için 8 Temmuz’da Ankara’ya,Genelkurmay Başkanlığı Rehabilitasyon Merkezi’ne götürüldü. Denktaş’ın tedavisine Ankara’da Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde (GATA) devam edildi. Beyinle kafatası arasındaki kan birikiminin boşaltılması için 25 Ağustos’ta ameliyat edilen Denktaş, 30 Ağustos’ta KKTC’ye, YDÜ Hastanesi’ne getirildi. Denktaş, beyinle kafatası arasındaki kan birikiminin artması nedeniyle 5 Eylül’de YDÜ Hastanesi’nde yeniden ameliyat edildi. 

3 kez evlat acısı yaşadı
Rauf ve Aydın Denktaş, tam 3 kez evlat acısı yaşadı. 2.5 yaşında bir kızlarını kaybettiler. Politik mücadeleyle geçen bir ömür içinde Denktaş ailesinin, en trajik dönemi altı çocuklarından üçünü kaybettikleri yıllar oldu. 7 yaşındaki oğulları Münir ise bademcik ameliyatı sırasında hayatını kaybetti. Ailenin son acısı ise, 1985’te trafik kazasında aralarından ayrılan ilk çocukları Raif oldu. Denktaş, Kıbrıs davasındaki aralıksız mücadelesi nedeniyle, çocuklarının yasını bile yaşayamamaktan yakındı.

En büyük hobisi fotoğraf çekmekti
Denktaş’ın en büyük meraklarından biri de, görüştüğü konukları ve gittiği her yeri fotoğroflamaktı. Fotoğraf makinasını her zaman yanında taşırdı. 

Türklüğün hizmetine adanmış ömür
1924
Rauf Raif Denktaş, 27 Ocak 1924 tarihinde Kıbrıs’ın Baf bölgesinde doğdu. Rauf Denktaş 1,5 yaşında iken annesini kaybetti. Babası hakim Raif Bey’dir. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul’a gönderildi. Arnavutköy’de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati Lisesi’nde yatılı okumaya başladı. Ortaokuldan sonra Kıbrıs’a döndü ve liseyi Kıbrıs’ta bitirdi. II. Dünya Savaşı’ndan sonra hukuk eğitimi için İngiltere’ye gitti. Mezun olduktan sonra avukatlığa başladı. 1949 yılı yaz aylarında savcılık yapmaya başladı. Yine aynı yıl Aydın Hanım’la evlendi.

1948
27 Kasım 1948’de Kıbrıs Türklerinin ilk mitinginde Dr. Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. Türk Cemaatinin iki önemli ismi Faiz Kaymak ve Dr. Fazıl Küçük arasında arabulucu rolünü üstlendi. Kaymak’ın teklifi ve Küçük’ün tasvibiyle Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu kongresinde başkanlığa seçildi.  

1955
Terörist bir hüviyete bürünen Enonisle mücadelede ve EOKA karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine yön veren Denktaş, 1958’de hükümetten istifa etti. 1 Ağustos 1958’de Türk Mukavemet Teşkilatı’nı (TMT) kurdu. 1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile 1960 antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın hazırlanmasında emeği geçti. 1958’de Rum tedhişçiler, Türk köylerine saldırınca, Türkler de bu olayları protesto etti. Zürih-Londra antlaşmaları öncesinde Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş, Ankara’ya Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile görüşmeye gitti. Bu görüşmede Denktaş adaya Türk askeri gönderilmesi teklifini dile getirdi.

1960
16 Ağustos 1960’ta 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı’na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş bir sandalla Kıbrıs’a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı. 1964 Londra Konferansı’ndan sonra Makaryos tarafından “istenmeyen adam” ilan edildi. Adaya girmesi yasaklandı. Gizlice Erenköy’e çıkarak savaşa katıldı. 1967’de adaya gizlice girerken tutuklandı. Yoğun girişimler sonucu Türkiye’ye geri verildi. 1968’de adaya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs’a döndü. 1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı’na seçildi. 28 Şubat 1973’e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi.

1975
13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976’da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi. 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu. 15 Kasım 1983’te ilan edilen KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı’ydı. 22.4.1990’da yapılan seçimde ikinci kez, 1995’teki seçimlerde de üçüncü kez cumhurbaşkanı seçildi. 17 Nisan 2005’te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayan Denktaş, 24 Nisan’da görevi Mehmet Ali Talat’a devretti.

24 Mayıs 2011’de geçirdiği beyin kanaması sonrası Türkiye’de tedavi altına alınmıştı. Tedavisi sırasında Başbakan Tayyip Erdoğan da hastanede kendisini ziyaret ederek geçmiş olsun dileğinde bulunmuştu.
2012

YENİÇAĞ’daki son yazısıyla uyarmıştı
Rauf Denktaş
Tuzak
Kıbrıs meselesinin ne olduğu konusunda, yani gerçekçi bir teşhiste, henüz taraflar arasında bir görüş birliği hasıl olmamışken ve  “dünya” dediğimiz malum ülkelerle, BM Genel Sekreteri, konuyu 1964’te aldıkları kararın ışığında yorumlarken bizim dörtlü, beşli uluslararası toplantı konusunda sabırsızlık göstermemizin anlamı nedir, bilemiyorum. Böyle bir toplantı, iç konularda anlaştıktan sonra, üç garantör ile iki halkın mutabakatını teyid için gerekli olur. İç konularda varılacak anlaşmanın geçerli olabilmesi için “gerçekçi bir teşhiste” de mutabakat gerekir. Aksi halde polis konusunda varılan anlaşmanın da kıymeti harbiyesi yoktur.
Bu konuda Hristofyas “şartlı olarak” uluslararası konferansı kabul edebileceğini açıkladı.Türk tarafından bu şartların kabul edilmezliğine dair henüz bir ses çıkmadı. Belki zamansız konuşmak istemiyorlar. O halde,  “sırtında yumurta küfesi taşımayan” bizler, düşündüklerimizi, geçmişten ders alarak ortaya koyalım:
Hristofyas’ın derdi Kıbrıs meselesini ait olduğu milli garantiler çerçevesinden çıkarmaktır.Bu nedenle uluslararası bir toplantıyı Güvenlik Konseyinin Daimi üyeleri + AB Temsilcileri + Kıbrıs Cumhuriyeti + Rum Cemaati + Türk Cemaatinden oluşan bir toplantı olarak görmektedir.
Yukarıda da söylediğim gibi Kıbrıs meselesi iki eşit halk (iki eski ortak) ile garantörler arasındadır. Buna dışarıdan, Kıbrıs meselesinde bu güne kadar, bilerek - bilmeyerek taraf tutmuş yabancıların eklenmesine gerek yoktur. Buna şiddetle karşı çıkılmalıdır.
Hristofyas’ın böyle bir toplantıya “Kıbrıs Devleti” ile Rum Cemaatinin katılması talebindeki cingözlüğü 1964’te bize Garantör İngiltere’nin Bakanı Duncan Sandys oynadı.Londra Konferansına Kıbrıs Hükümetini de davet edeceğini söyleyince ben itiraz ettim. Beni ikna edemeyen Bakan, Dr. Küçük’e gitti. Osman Örek’in de hazır bulunduğu oturumda onları iknaya çalıştı. Bunun mümkün olmadığını gören Bakan, Örek’in talebi üzerine, Londra Konferansına iki toplumun davet edileceğini teyiden yazılı bir belge verdi.
Londra’ya gittik. Karşımıza “Kıbrıs Hükümetini” çıkardılar. Kıyameti kopardık. Geri dönüyoruz dedik. TC Dışişleri Bakanı  Feridun Cemal Erkin “Aman yapmayınız, ağır şekilde suçlanırız” dedi. Ara yol olarak  “söz hakkı tanımayınız. Söz hakkı verirlerse o zaman ayrılırsınız” dedi.Teklifimiz kabul edildi. “Kıbrıs Hükümeti”ni temsil eden kişi ağzını açamadı. Ancak, “Kıbrıs Hükümeti”  olarak boy gösterdi.
Garantör İngiltere, Londra Konferansını başlatabilmek için bize bu oyunu oynadı. Bu oyuna gelmemeliydik. Ancak, o günlerde Türkiye, Kıbrıs’a müdahale edecek durumda değildi. Meseleyi görüşmeler yolu ile halletmek istiyordu.Meselenin süratle Güvenlik  Konseyine gitmesini istiyordu. Öyle de oldu. Ve 48 yılda Hristofyas bize, 28 yaşında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hükümetine ayni oyunu teklif ediyor. Cevabımız “Kıbrıs Hükümeti” (Rum idaresini temsilen) katılacaksa KKTC’de, Kıbrıs Türk halkını temsilen, ayrıca halkı temsil eden bir heyetle birlikte toplantıya katılır. Rum ne isterse, bize de uygulanır; Hiç başka formül aramasınlar. Aynı tuzağa ikinci kez aptallar düşer!
Kabul edecek yiğit var mı?..

“Baba Denktaş” unutulmayacak
Türklüğün yiğit evladı Rauf Denktaş’ın vefatı büyük üzüntüye yol açtı. Devlet adamları 
siyasiler, taziye mesajları yayınladı. Eroğlu merhum için başlıktaki ifadeyi kullandı
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Denktaş’ın vefatıyla ilgili, “Bir tarih daha göçmüştür” dedi. Denktaş’ın ölümünün açıklandığı basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Eroğlu, şunları söyledi: 
“Kıbrıs Türk halkının ve Türklük dünyasının başı sağolsun. Sadece Kıbrıs Türkü değil Türklük dünyası bir liderini kaybetmiştir. Elbette Kıbrıs Türk halkı Baba Denktaş’ı unutacak değildir. Kıbrıs Türkünün nerelerden nerelere geldiğini Sayın Denktaş’ın kitapları okunduğu takdirde, yetişen gençlerimiz de iyi anlayacaklardır. Nerelereden nerelere ve ne mücadeleler verilerek kimlerle gelindiğini elbette tarih yazacaktır. İşte bu tarihi zaman limiti içerisinde en önemli aktörlerden birisi Rauf Denktaş’tır. ‘Hepimizin başı sağolsun’derken, ’bir tarih göçtü’ sözü zannederim az bile gelir rahmetli için. Ama biz Kıbrıs Türkü olarak elbette Kıbrıs Türkünün özgürlük mücadelesinde hayatı hiçe sayarak vermiş olduğu mücadeleyi unutacak değiliz. Uğraşlarıyla ve başarılarıyla 1974 Barış Harekatı gerçekleşmiş ve Kıbrıs Türk halkı özgürlüğe varmıştır.” 

Ömrü mücadeleyle geçti
Rauf Denktaş’ın ömrü, egemenlik ve varoluş mücadelesiyle geçti. Kıbrıs tarihine damgasını vuran Denktaş, Türk dünyasının önemli liderleri arasında yerini aldı. Ömrünün son dakikalarına kadar devletin varlığını vurgulayan ve Kıbrıs Türklerine sürekli, “Devlete ve bağımsızlığa sahip çıkın, anavatan Türkiye’ye güvenin” çağrısı yapan Denktaş, Kıbrıs Türklerinin eşit egemen hakkından,Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden ve Türk askerinin adadaki varlığından taviz vermedi. Denktaş, hasta yatağında dahi devleti düşündü. Son anlarında bile Kıbrıs Rum tarafına “Burası bağımsız bir cumhuriyettir” diye seslenen Denktaş, 23 Aralık 2011’de, hayatının ele alındığı bir etkinliğe gönderdiği mesajda, “Mücadelenin yeni nesle anlatılması herkesin vatan borcu” ifadelerini kullanmıştı.
Kıbrıs Türk halkının, geleceğe bakarak, geçmişte yaşananların bir daha olmaması için dik durması, Türklüğüyle gurur duyarak, Atatürk ilkelerinden taviz vermemesi gerektiğini vurgulayan Denktaş, “Devlet demek hürriyet demektir, dimdik ayakta durup, kimsenin boyunduruğu altına girmemek demektir. Bağımsızlığınızdan asla vazgeçmeyin” demişti. Denktaş, KKTC Devleti’nin bir evlat gibi olduğunu, bu evladı yaşatmak gerektiğini, ona zarar vermeye çalışan herkese “dur” demenin tüm Kıbrıslı Türklerin görevi olduğunu vurgulamıştı.

NE DEDİLER
Kahramanlar kolay yetişmiyor
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül:
Denktaş’ın kaybı sadece Kıbrıs Türklerinin değil, tüm Türk Milletinin kaybıdır. Milletimiz gerçek bir kahramanını yitirmiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bu elim gününde, Denktaş’a Allah’tan rahmet, başta kederli ailesi olmak üzere, tüm Kıbrıslı Türk kardeşlerimize ve Türk Milletine başsağlığı ve sabır dilerim. Ruhu şadolsun.
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel: Kahramanlar kolay yetişmiyor. Kendisinin inandığı davaya ne kadar bağlı, tutkulu olduğunu,  meseleyi neticeye götürmek için gayretli olduğunu gördüm. Milletimiz büyük bir evladını kaybetmiştir. İnandığı davadan hiç yılmadı. Hep inandığı istikamette yürüdü. Kendisine büyük bir sevgi ve saygım vardı. Hepimizin başı sağolsun. Kahramanlar kolay yetişmiyor.
CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal: Türkiye ve bölgenin önemli bir insanını kaybettik. Bir hukukçu olarak başladığı siyasi kariyerini buralara kadar getirdi. Çok büyük acılar çekti. Büyük suçlamalara maruz kaldı. Ancak tarih onun konumunu haklı çıkartacak şekilde istikamet etti. Siyasi karalılığı ve derinliği tartışma götürmezdi. Neşeli, şakacı ve çevresiyle fevkalede ilişkiler kuran sıradışı bir insandı.
KKTC Eski Cumhurbaşkanı M. Ali Talat: Tarihi bir kişiydi. Kıbrıs Türkü’nün tarihinde çok önemli ve büyük roller üstlenmişti. Kıbrıs Türk Tarihi ile neredeyse bütünleşmişti. Kendisini kaybetmek büyük bir boşluk yaratıyor. Bu boşluğu doldurmak için çok çalışmak gerekecek. Hepimizin başı sağolsun.
Yeniçağ Gazetesi / 14.01.2012

 

Paylaş...

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to Twitter

70 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Instagram

Üye Girişi

Fotoğraf Albümü

  • Kategori: Anma Haftası 2017
  • Kategori: Anma Haftası 2016
  • Kategori: Anma Haftası 2015
  • Kategori: Anma Haftası 2014

          gulhan_37