"Hat, sanat sayılsın diye yıllarca bekledik"

celebi

Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nü alan hattat Hasan Çelebi, ilerleyen yaşına rağmen hâlâ 'meşk'e devam ediyor. Çelebi, Cumhurbaşkanlığından gelen ödül için gecikmiş diyemeyeceğini, sahip çıkılmasının önemli olduğunu söylüyor. Çünkü o, hattın sanat sayılması için yıllarca beklemiş bir hat üstadı.

"Hâmid Aytaç'tan sonra bu işi devam ettireceğim aklıma gelmemişti." Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nü alan hattat Hasan Çelebi, artık pek rastlamadığımız bir 'çelebi' üslûbuyla konuşuyor. Bu mütevazı cümlenin ardında simurg hikâyesi gizli âdeta. Günümüzdeki restorasyonları sorunlu bulan Çelebi, hat sanatının yetişen ustalar ve halkın iltifatı sayesinde artık geriye gitmeyeceğinden emin. Sayısız talebesi olan, içlerinden 60'ına icazet veren, hat sanatının yaşayan en büyük üstadı Hasan Çelebi'yle söyleştik.

Dünyanın dört bir yanından talebeleriniz var. Yıllarca hat sanatına emek verdiniz. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü için, gecikmiş bir ödül diyebilir miyiz?

Gecikmiş diyemeyeceğim. Sahip çıkıldı ya... Biz yıllarca bir dergide, radyoda, yani medyada bu sanattan konuşulsun diye bekledik. Kültür bakanlarına, müsteşarlara hatırlattık. Şahsımla ilgili değil, hat sanatının 'görülmesi'yle ilgili. Hat zayi olmasın diye gayret ettik. 'Sanat' deyince radyoya, televizyona kulak kesilirdik, belki hattan bahsederler diye. Tiyatroyu, müziği, resmi, hatta karikatürü bile sayarlardı ama hattın adı geçmezdi. Kıvamına geldi, zamanını buldu.

Geleneksel sanatların göz ardı edilmesi son yıllarda bir nebze aşıldı. Bu yönelişi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet, bir kısmı eski kıvamına ulaştı. Mesela tezhip ve ebru, eskiyi bile geçti. Şimdi Anadolu'nun çok yerinde ebru sanatçısı var. Hat henüz o kıvama gelmiş diyemeyeceğim. Fakat yolundadır, gelir diye ümit ediyorum. Çünkü bunu yapan insandır, bu insan unsuru da el'an mevcuttur.

Şu anda yetişen ustalar var. Onları nasıl buluyorsunuz? Hat geleneği devam edecek mi?

Bu sanat artık geriye gitmez. Gençler hevesli ve sayıları çoğalıyor. Halkın iltifatı olur, yapılan işler maddî yönden de desteklenirse artık geriye gitmez. Herhangi bir kanuni engel çıkmazsa.

Hat sanatında hoca-talebe ilişkisi ne kadar önemli?

Çok önemli, olmazsa olmaz. Talebe kendi kendine öğrenmeye çalışırsa yetişmez. Muhakkak disiplini bozmadan bidayetten hidayete hocanın gösterdiği yolda devam etmeli. Onun da talebe yetiştirmesi lazım ki öğrendikleri yerleşsin.

İlerleyen yaşınıza rağmen 'meşk'e devam ediyor musunuz?

Bir hattat için yaşın ilerlemesi diye bir şey yoktur. Âhir ömrüne kadar yapabildiği kadar yapar. Bizim esas nefesimizdir hat. İnsana nasıl hayat veren nefes ise bizim için de odur. Sabah kalkınca kalemi elimize almadan hayat bulamayız. En azından bir harf meşk edeceğiz.

Yeni talebe almıyorsunuz bildiğim kadarıyla?

Evet, yavaş yavaş bitirdim, artık yeni talebe almıyorum. Fakat şimdi bile haftada iki gün dersim var. Çarşamba günü bir dersim var, bir de cumartesi günü kalan talebelerle meşk ediyoruz, onların çalışmalarına bakıyorum. Bir de dışarıdan gelenler var, illa sizden bir şeyler öğrenelim diyorlar. Onları da reddedemiyoruz.

Bugüne kadar kaç talebeye icazet verdiniz?

Çetelesini tutmadım ama herhalde 60'ın üstünde. Fakat bunların bir kısmını saymıyorum. Çünkü onlarınki bir nevi şeref madalyası. Kendi memleketlerinde icazet almışlar; maksatları Osmanlı hat silsilesinin içine dâhil olmak. Bu ricayla geldikleri için onlara verdiğim öyle bir icazet o. Bir kısmı da yine kendi memleketlerinde hattatlık yapıyor ama noksan tarafları var.

Mescid-i Nebevi, Sultanahmet Camii gibi çok önemli yerlerin restorasyonunda görev aldınız. Son yıllarda yapılan restorasyonlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ne diyeyim, nereden başlayayım? Evvela restorasyonun aslına uygun yapılabilmesi için işi sanatkâra bırakacaksın. Ne istiyorsa onu da vereceksin. Edirne Selimiye Camii restore edilirken bana dediler ki, kubbedeki yazıları yeniden yaz. Fakat o kadar bozulmuş ki, yazılar elden çıkmış. Bir fiyat verdik, fazla buldular. Vakıfların verdiği fiyattan bir buçuk kat fazlaymış. Peki vakıfların teklifi ne: Yazıları yazdıracak, düzenlemeyi yapacak bir de üstüne altın kaplama, yaldız da dâhil! Böyle restorasyon yaparsan, eline fırça alanı, yaparım diyeni getirirsin, uymuş uymamış üstüne düşmezsin. Bizde de öyle şimdi.

"İşin buralara geleceğini bilmiyordum" 

Hâmid hocaya intisap ettik ama, ümitsizce. Hani kıra bir ağaç dikersiniz, gelenin gidenin ayağı altında ezilen, zaman zaman hayvanların gelip tepesini kopardığı, tutacak mı tutmayacak mı bilinmeyen bir ağaç... Hoca da bize o gözle bakıyor, öğretmesini ona göre yapıyordu. Ama âyet-i kerimede dediği gibi "Allah dilerse ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarır." Hocanın vefatıyla, tamam dendi artık hat bitti. Ama Cenab-ı Hak öyle şeyler halketti ki, hat sanatı yeniden dirildi.

Hâmid hoca, 1976'da bazı talebelerini bana gönderdi"Alakadar olur musun?" dedi. Ben bilmiyorum, gelene ne öğreteceğim? O zaman şöyle düşündüm, evet ben bilmiyorum ama gelen benim kadar da bilmiyor. Bildiğimi ona bir öğreteyim, o zamana kadar bakalım ne olur, İşin buralara geleceğini hiç bilmiyordum.

Hamid hoca hastalanmış; içeri girdim, kanepede yatıyor. Ter basmış, rengi soluk, badana gibi. Üstadım ne halin var? Dedi ki perişanım. Dedim seni götüreyim, istersen hastaneye istersen bizim eve. Yok dedi, beni İsmail Yazıcı'nın talebelerinin yurduna götür. Daha evvel oraya götürmüşler, bir hafta kalmış çok hoşuna gitmiş hizmetleri. İsmail Yazıcı'yı aradık, arabayla geldi. Fakat hocanın merdiven basamağına ayağını atacak hali yok. Üstadım sırtıma alayım dedim. Kabul etmiyor. Uğraşıyor, adımını atamıyor basamağa. Ben de artık hocaya hürmeti, saygıyı bir kenara bıraktım. Tuttum kollarından, sırtıma aldım, arabaya kadar götürdüm. Bu benim unutamayacağım bir şeydi.

Zaman / 1 Ocak 2012

 

Paylaş...

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to Twitter

71 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Instagram

Üye Girişi

Fotoğraf Albümü

  • Kategori: Anma Haftası 2017
  • Kategori: Anma Haftası 2016
  • Kategori: Anma Haftası 2015
  • Kategori: Anma Haftası 2014

          gulhan_37