Mehmet Feyzi Efendi'den Feyizler/Afşin Selim

“Bu zaman; Ehl-i Sünnet itikadına, Hanefi mezhebine ve Türk Milliyetçiliğine nusret etme zamanıdır” diyen Kastamonu’nun âlimlerinden merhum Mehmet Feyzi (Pamukçu) Efendi’nin vefatının 22. sene-i devriyesi münasebetiyle Kastamonu’da bir program düzenlenmiş... Davet edildik, fakat nasip bu ya, gidemedik, esasında nasiplenemedik bu programdan...
Mehmet Feyzi Efendi, ülkücü camianın da yakından tanıdığı bir isim... Başbuğ Türkeş’in gönül dostlarından, dile kolay, 30 senelik bir mazisi var bu dostluğun... Bir diğer gönül dostu, Samsunlu Mustafa Bağışlayıcı merhumu da hatırlatmış olayım ayrıca...
1912 senesinde, Kastamonu’da, Hepkebirler Mahallesi Şamlıoğlu çıkmazındaki evde dünyaya gelen Mehmet Feyzi Efendi, 1989 senesine kadar “beşikten mezara” ilimle hemhâl olmuş ve... İnsanlığın, Türklüğün, Ümmet-i Muhammed’in derdiyle dertlenmiş mümtaz bir şahsiyet... Özellikle millî, dinî ve vatanî değerleri bir toplumun  “gelişimi” açısından olmazsa olmaz kabul etmekte...
İfade buyurdukları üzere: “Mefahir-i milliye, mefahir-i diniye ve sadakat-ı vataniye.” 
Yâni?
Mefahir: Övünülecek, kıvanç duyulacak, iftihar edilecek olgular...
Millî, dinî ve vatanî değerleri birbiriyle kutuplaştıran değil, bilâkis bağdaştıran bir yaklaşımın lüzumunu hissetmek ve bunu ülküleştirmek!
Bir ülke düşünün ki, manevî önderlerinden mahrum kalmış olsun... Maddeten “bacaları tütüyor” hattâ... İyi de yeterli mi bu?
Mesele çerçevesinde, Mehmet Feyzi merhuma ait bir sözü hatırlatmak ihtiyacındayım: “Kur’ân, ölülere hitap etmiyor; dirilere hitap ediyor.”
Pekiyi diriler bunun farkında mı?
Makul ve makbul bir kulluk bilincine perçinlenmiş yaşanmaya değer sahih bir hayata erişemedikten sonra... Mümkün mü?
Benzeri bir yaklaşıma merhum Âkif’in bir mısraında da rastlıyoruz: “Kur’an, inmedi ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için...”
Esasında içerik itibariyle her iki ikaz Kur’an’ın yaşantımızdaki yerini sorgulatıyor muhatabına. “Yaşayan Kur’an” esprisini yâni...
Yâsîn sûresinin 70. ayetinin mealine dikkat: “Biz bu Kur’an’ı yaşayanlar için gönderdik...”
İşbu yüzden zaten çağlar üstü,  “eskimez, solmaz, pörsümez yeni”  olarak nitelendirilmekte... Gözünü yenilemeye kalkışma ama güneşi kabahatli zannet, olacak iş mi?
Mehmed Feyzi Efendi; müspet düşünmeyi, müspet söylemeyi ve müspet hareket etmeyi önemsemekle birlikte, şöyle diyor: “Fitne ve fesattan korunma ve kaçınma, düşüncede, sözde ve harekette müspet olmak üzere gerçekleşir.”
Ki çevresine de sık sık telkin ediyor imiş bunu... Yâni din ve dünya işlerinde daima vasatı tercih etmeyi, ifrat tefrit aşırılığından kaçınmayı!
İlgilenenler; Mehmed Feyzi Efendi’nin talebelerinden Musa Özdağ Bey’in ilk 6 cildi Hamle Yayınevi tarafından basılmış olan ve son cildi de Doğuş Yayınları tarafından basılan  “Mehmet Feyzi Efendi’den Feyizler” adlı eserden istifade edebilirler...
Fakat nasıl?
Parçanın bütüne götürüş bahsini ve her parçanın bütüne kavuşmak arzusu güttüğünü hatırlayarak... Feyizlerin götürdüğü bütünü ve Necip Fazıl’ın deyimiyle, bütün dalların birleştiği kök’ü dosdoğru özümseyerek...
En nihayetinde tatbik ederek!

Afşin SELİM

Yeniçağ Gazetesi / Şubat 2011

Paylaş...

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to Twitter

67 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Instagram

Üye Girişi

Fotoğraf Albümü

  • Kategori: Anma Haftası 2017
  • Kategori: Anma Haftası 2016
  • Kategori: Anma Haftası 2015
  • Kategori: Anma Haftası 2014

          gulhan_37